<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Blog - Salt Psikoloji Enstitüsü</title>
	<atom:link href="https://saltpsikoloji.com/blog/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://saltpsikoloji.com/blog/</link>
	<description>Psikoloji Merkezi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 May 2025 12:39:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://saltpsikoloji.com/wp-content/uploads/2023/12/salt_logo_w.png</url>
	<title>Blog - Salt Psikoloji Enstitüsü</title>
	<link>https://saltpsikoloji.com/blog/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>LANGUISHING: TATSIZLIK</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/languishing-tatsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 08:29:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=5129</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160;“Anlamıyorlar, nazlanıyorum sanıyorlar.&#160;Oysa hiçbir şey istemiyor içim.”&#160;Oğuz Atay Languishing, iyi olma haliyle depresyon arasında ortada bulunan bir duygu durumudur. &#160;&#160;Hayata karşı isteksizlik, motivasyon kaybı, durgunluk ve boşlukta hissetme halidir. ‘’İyilik halinin yokluğu’’ diye de adlandırılabilir. Sıklıkla tükenmişlik sendromu ve depresyonla karıştırılabilir ancak ne tükenmişlik halindeki enerjisizlik ne de depresyondaki umutsuzluk hissi yoktur. Bu yüzden psikolojik [&#8230;]</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/languishing-tatsizlik/">LANGUISHING: TATSIZLIK</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>&nbsp;“Anlamıyorlar, nazlanıyorum sanıyorlar.&nbsp;Oysa hiçbir şey istemiyor içim.”&nbsp;</strong><em>Oğuz Atay</em><em><strong></strong></em></p>



<p>Languishing, iyi olma haliyle depresyon arasında ortada bulunan bir duygu durumudur. &nbsp;&nbsp;Hayata karşı isteksizlik, motivasyon kaybı, durgunluk ve boşlukta hissetme halidir. ‘’İyilik halinin yokluğu’’ diye de adlandırılabilir. Sıklıkla tükenmişlik sendromu ve depresyonla karıştırılabilir ancak ne tükenmişlik halindeki enerjisizlik ne de depresyondaki umutsuzluk hissi yoktur. Bu yüzden psikolojik bir rahatsızlığın belirtileri görülmez ama tam bir ruhsal sağlıklılık hali de yoktur. Aynı zamanda Languishing bireylerin yaşama karşı hissettikleri olumlu tutumların eksikliği, potansiyellerini ortaya koyamamaları, &nbsp;ilham verici kaynakların ya da amaçların eksik olması olarak da açıklanıyor.</p>



<p>Languishing’in belirtileri nelerdir?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>Hayata karşı genel isteksizlik.</li>



<li>Yapılması gereken sorumlulukları sürekli ertelemek</li>



<li>Eskiden keyif alınan aktivitelerden eskisi kadar keyif almamak</li>



<li>Konsantrasyon bozukluğu</li>



<li>Amaçsızlık</li>
</ul>



<p>Peki bu terim bizim hayatımıza ne zaman ve nasıl girdi? Aslında temeli oldukça eskiye dayanan Languishing’i pandemiyle birlikte çok daha fazla duymaya başladık. Ama neden? Çünkü pandemi bizlerin en kök hipotalamus komutlarını yani “savaş-kaç” tetikleyicilerini aktive etti. Bunlar o kadar yoğundu ki bu komutlara göre kendimizi korumak, korkmak, savaşmak ya da karşı karşıya olduğumuz durumlarla baş etme yöntemleri geliştirmek gibi sonuçlar veriyordu. 2021 itibariyle ‘’savaş-kaç’’ tepkisine gerek kalmadı, pandemi bitti güçlü tetiklenmeler bitti. İşte bu hayatımızda ve beynimizde büyük bir boşluk yarattı. Uzun yıllardır spor yaparken sakatlanıp birden sporu bırakmak zorunda kalmak gibi. Beyinlerimiz o kadar uzun zaman bu güçlü tetikleyicilerle aktiveydi ki artık onlara gerek kalmadığında yerine yeni güçte bir şey koyabilmek pek mümkün olmadı. Languishingte hissedilen amaçsızlık, neşe ve istek kaybı gibi belirtilerin sebeplerinden biri de işte bu oldu.</p>



<p>Bu durumla başa çıkabilmek için ne/neler yapabiliriz? Ünlü Psikolog ve yazar Adam Grant ,The New York Times’da ‘’languishing’’le başa çıkmak için ‘’akış’’ içinde olmamız gerektiğinden, bölünmemiş zamanlar yaratmamız ve küçük hedefler oluşturmamız gerektiğinden bahsetmektedir. Akış; zaman, mekan ve benlik duygunuzun eriyip gittiği, anlamlı bir zorlukta veya anlık bir bağda, tarifi güç olan bir kendini verme halidir. Yani bir nevi an’ da kalmaktır. Bölünmemiş zamanlar yaratabilmek, rahatsız edilmeyeceğiniz, belli sınırları olan, odaklanmanızı olumsuz etkileyecek tüm uyarıcılardan arınılmış alanlar oluşturabilmektir. Peki başka? Tüm iyileşme süreçlerinde yer aldığı gibi languishingle baş etmede de kaliteli uyku, egzersizler, fiziksel iyi oluş, sağlıklı beslenme, günlük tutmak ve sosyal ilişkileri kuvvetlendirmek önemli stratejilerdendir.</p>



<p>Hazırlayan: Psikolojik Danışman Elif Naz Erdoğan</p>



<p></p>



<p></p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>KAYNAKÇA</strong></h2>



<ul class="wp-block-list">
<li>Aksuna, Ö. (2022) Özgür Aksuna: Languishing, Yılın Yeni Sendromu. Erişim Tarihi: 16.01.2023, <a href="https://www.magdergi.com/yazarlar/ozgur-aksuna-languishing-yilin-yeni-sendromu/">https://www.magdergi.com/yazarlar/ozgur-aksuna-languishing-yilin-yeni-sendromu/</a></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>&nbsp;<strong>Grant, A. (2021) There’s a Name for the Blah You’re Feeling: It’s Called Languishing. <em>The New York Times.</em></strong></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Sayar, K. (2021) Hissettiğin Huzursuzluğun Bir Adı Var: Tatsızlık (Languishing). Erişim tarihi: 16.01.2023, <a href="https://kemalsayar.com/haftanin-yazisi/hissettigin-huzursuzlugun-bir-adi-var-tatsizlik-languishing">https://kemalsayar.com/haftanin-yazisi/hissettigin-huzursuzlugun-bir-adi-var-tatsizlik-languishing</a></li>
</ul>



<ul class="wp-block-list">
<li>Yergök, B. (2023) Languishing: Tatsızlık Hissi. Erişim Tarihi: 16.01.2023, <a href="https://www.milliyet.com.tr/pembenar/betul-yergok/languishing-tatsizlik-hissi-6886776">https://www.milliyet.com.tr/pembenar/betul-yergok/languishing-tatsizlik-hissi-6886776</a></li>
</ul>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/languishing-tatsizlik/">LANGUISHING: TATSIZLIK</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEDEN EMDR?</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/neden-emdr/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2022 06:43:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=5115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Normal koşullarda insanlar bir tehdit karşısındaysa stres hormonları geçici olarak artar. Tehdit ortadan kalkınca hormonlar dağılır ve beden normale döner. Yani travma yaşantısından sonra zihnin verdiği koruyucu tepki normale döndüğünde, bedenin tepkilerinin de olayın ardından normale dönmesi beklenir. Bazen travma yaşayan insanların stres hormonlarının temel düzeye dönmesi daha uzun zaman alır. Bu onarıcı süreç engellendiğinde [&#8230;]</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/neden-emdr/">&lt;strong&gt;NEDEN EMDR?&lt;/strong&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Normal koşullarda insanlar bir tehdit karşısındaysa stres hormonları geçici olarak artar. Tehdit ortadan kalkınca hormonlar dağılır ve beden normale döner. Yani travma yaşantısından sonra zihnin verdiği koruyucu tepki normale döndüğünde, bedenin tepkilerinin de olayın ardından normale dönmesi beklenir. Bazen travma yaşayan insanların stres hormonlarının temel düzeye dönmesi daha uzun zaman alır. Bu onarıcı süreç engellendiğinde ise, işlemleme gerçekleşmez ve travmatik olayın etkileri yerleşir ve söz konusu kişi travmatize olur. Stres hormonlarının sürekli olarak yükselmesine bağlı olarak travmatik kişilerde, hafıza ve dikkat problemleri, sinirlilik ve uyku bozuklukları görülebilir. Ayrıca bireyin bedenindeki en zayıf noktaya bağlı olarak uzun vadeli sağlık sorunlarına da neden olurlar.</p>



<p>Travmatize insanlar, gösterdikleri negatif semptomlar nedeni ile kendilik algılarında ve davranışlarında kısıtlamalar yaşarlar. Bu semptomların uzun süredir var olması bazen bu durumun kişiliğin değişmez karakteristiği gibi zannedilmesine yol açar. Bu yüzden travma yaşayan kişiler aynı sorunları tekrar tekrar yaşarlar ve her seferinde deneyimlerinden bir şeyler öğrenme konusunda sorunlar yaşarlar. EMDR’ye göre aynı sorunların tekrar yaşanmasında, bireyde gözlenen rahatsızlıkların, olumsuz duygu, düşünce, davranış ve kişilik özelliklerinin arkasında, uyum ve işlev bozucu, işlenmeden ve izole bir şekilde depolanmış travmatik anılar yatar. Kişinin kendisi ile ilgili olumsuz inançları (örn: Ben aptalım), olumsuz duygusal tepkileri (örn: başaramamaktan korkma) ve olumsuz somatik tepkileri (örn: sınavdan önceki gece karın ağrısı) problemin kendisi değil, semptomların bugünkü dışavurumlarıdır. Bu olumsuz inanç ve duygulara yol açan işlenmemiş anılar, şimdiki zamandaki olaylar tarafından tetiklenmektedir.</p>



<p><strong>EMDR Nasıl İşliyor?</strong></p>



<p>EMDR teorisinin altyapısını oluşturan Adaptif Bilgi İşleme Modeline göre beyin, fizyolojik temelli bir sistemle, her yeni deneyim aracılığı ile kendisine ulaşan bilgiyi işler ve işlevsel hale getirir. Duygu, düşünce, duyum, imge, ses, koku gibi bilgiler işlenip ilişkili anı ağlarına bağlanarak bütünleşir. Böylece o deneyimle ilgili öğrenme gerçekleşir. Edindiğimiz bilgiler gelecekte tepkilerimizi uygun bir şekilde yönlendirmek üzere depolanmış olur. Bu sistem normal çalıştığında ruh sağlığını ve insan gelişimini öğrenme yoluyla desteklediği için adaptif, uyumlu bir mekanizma olarak kabul edilir.</p>



<p>Travmatik veya çok fazla rahatsız eden olaylar yaşandığında bu sistem bozuluyor gibi gözükmektedir. Yeni bilgi işlenip mevcut anı ağına entegre olmaz. Deneyimi anlamlandırabilmek için anı ağlarındaki işlevsel bilgilerle bağlantı kurulamaz ve akıl sağlığına uygun sonuçlar çıkarılamaz. Sonuç olarak öğrenme gerçekleşmez. Duygular, düşünceler, imgeler, sesler, beden duyumları yaşandığı haliyle depolanır. Bu nedenle bugün yaşanan bazı durumlar bu izole kalmış anıları tetiklerse, kişi o anının bir kısmını ya da bütününü yeniden yaşar gibi etkilenir.</p>



<p>EMDR, bu tür izole anıların işlenmesini sağlayan fizyolojik temelli bir terapidir. Beynin zamanında yapamadığı işlemi yapmasını sağlar. Kilitli kalmış anı ile diğer anı ağları arasında ilişki kurulması, öğrenmenin sağlanarak bilginin adaptif bir şekilde depolanması mümkün olur. Danışan artık rahatsız olmaz ve anıyı yeni ve sağlıklı bir perspektiften görür.</p>



<p>İyileşmenin birinci ilkesi, bireyin güçlendirilmesidir. Başkaları, tavsiye, destek, yardım, sevecenlik ve bakım sunabilir fakat tedavi sunamaz. Bu temel güçlendirme ilkesi gözetilmeden yardım amaçlı yapılan pek çok iyicil ve iyi niyetli girişim sonuçsuz kalır. Ne kadar doğrudan onun çıkarınaymış gibi görünürse görünsün, gücünü bireyin kendisinden almayan hiçbir müdahalenin, bireyin iyileşmesini sağlaması mümkün olmaz. Halbuki travma iyileştirilebilir ve bununla da kalmayıp doğru destek ve rehberlikle dönüştürücü de olabilir.</p>



<p>Sonuç olarak; EMDR terapisi ile sadece semptomlar ortadan kalkmaz. Yeni bakış açısının kazandırdığı pozitif inançlar ve olumlu duygular kişinin kendisine, ilişkilerine, dünyaya bakışını da olumlu yönde değiştirip kişisel gelişim sağlar. Travma iyileştiğinde kişinin hayat kalitesini artırabilen bir dönüşüm de gerçekleşir. Yani travma kaderimiz olmak zorunda değildir…</p>



<p>M. Melis KAYA</p>



<p>Sosyal Hizmet Uzmanı (MSW)<br>Aile Danışmanı<br>Avrupa Akredite EMDR Uygulayıcısı (Practitioner)</p>



<p><strong>YARARLANILAN KAYNAKLAR</strong></p>



<ol class="wp-block-list" type="1" start="1">
<li>Herman, Judith. (2016) Travma ve İyileşme; Şiddetin Sonuçları, Ev İçi İstismardan Siyasi Teröre. (Çev. Tamer Tosun), Literatür Kitabevi, 4. Basım, İstanbul.</li>



<li>Levine, Peter A. ve Ann Frederick (2013). Kaplanı Uyandırmak: Travmayı İyileştirmek. (Çev. Zeynep Yalçınkaya, Ed. Pantha Nirvano), Butik Yayıncılık, İstanbul.</li>



<li>Shapiro, Francine (2016) EMDR: Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme, Temel Prensipler, Protokoller ve Prosedürler. (Çev. Murat Şaşzade, Işıl Şansoy, Çev. Ed. Asena Yurtsever, Zeynep Zat, İnci Canoğulları, Zeynep Özmaeydan), Okuyan Us Yayıncılık, İstanbul.</li>



<li>Shapiro, Francine (2017) EMDR Terapisi Teknikleri İle Acı Anıları Silmek. (Çev. Fezal Gülfidan), Kuraldışı Yayıncılık, İstanbul.</li>



<li>Van Der Kolk, Bessel A. (2018) Beden Kayıt Tutar: Travmanın İyileşmesinde Beyin, Zihin ve Beden. (Çev. Nurdan Cihanşümül Maral, Çev. Ed Önder Kavakçı, Hayal Demirci), Nobel Yaşam Yayınları, İstanbul.</li>



<li>www.emdr-tr.org</li>
</ol>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/neden-emdr/">&lt;strong&gt;NEDEN EMDR?&lt;/strong&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DUYGUSAL YORGUNLUK</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/duygusal-yorgunluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Nov 2022 10:35:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[duygusalyorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=5070</guid>

					<description><![CDATA[<p>Stres birikmesi nedeniyle duygusal olarak tükenmiş veya duygusal olarak yorgun hissetme durumudur.&#160;Nasıl hissettiğinize neyin sebep olduğunu bile bilmiyor olabilirsiniz.&#160;Hayatta olanları kontrol edemediğinizi veya güçlerinizin olmadığını düşünebilir kendinizi sanki “sıkışmış” ya da “kapana kısılmış” gibi hissedebilirsiniz. Duygusal olarak bitkinsinizdir yani duygusal yorgunluk yaşıyor olabilirsiniz. Hele bir de enerji eksikliği, yeterince uykuyu alamama ve motivasyon azlığı yaşıyorsanız [&#8230;]</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/duygusal-yorgunluk/">&lt;strong&gt;DUYGUSAL YORGUNLUK&lt;/strong&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Stres birikmesi nedeniyle duygusal olarak tükenmiş veya duygusal olarak yorgun hissetme durumudur.&nbsp;Nasıl hissettiğinize neyin sebep olduğunu bile bilmiyor olabilirsiniz.&nbsp;Hayatta olanları kontrol edemediğinizi veya güçlerinizin olmadığını düşünebilir kendinizi sanki “sıkışmış” ya da “kapana kısılmış” gibi hissedebilirsiniz. Duygusal olarak bitkinsinizdir yani duygusal yorgunluk yaşıyor olabilirsiniz. Hele bir de enerji eksikliği, yeterince uykuyu alamama ve motivasyon azlığı yaşıyorsanız duygusal yorgunluğun üstesinden gelmeniz daha da zorlaşabilir.</p>



<p>Duygusal yorgunluk, fiziksel yorgunluktan farklıdır. Fiziksel olarak yorgun olduğunuzda bilirsiniz ki yatıp uyuduğunuzda ve biraz dinlendiğinizde kendinizi iyi hissedersiniz. Fakat duygusal yorgunluk yaşadığınızda, tüm gün boyunca hiç kalkmadan yatmış da olsanız hala yeterli enerjiniz yokmuş gibi hissetmenin yanı sıra zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak bir yorgunluk hali hala devam eder.</p>



<p><strong>Duygusal Yorgunluğun Belirtileri</strong></p>



<p>Uzun süreli stres yaşayan herkes duygusal olarak tükenebilir ve bunalabilir. Hele de zor zamanlardan geçiyorsanız duygusal yorgunluk siz farkına varamadan gelişmiş olabilir. Aşağıdaki belirtilere bakarak kendinizde duygusal yorgunluk olup olmadığını anlayabilirsiniz</p>



<p>Duygusal belirtiler</p>



<p>Kaygı</p>



<p>İlgisizlik</p>



<p>Depresyon</p>



<p>Umutsuz hissetmek</p>



<p>Güçsüz veya kapana kısılmış hissetmek</p>



<p>Sinirlilik</p>



<p>Motivasyon eksikliği</p>



<p>Sinirlilik</p>



<p>Ağlama</p>



<p>Fiziksel belirtiler</p>



<p>Yorgunluk</p>



<p>Baş ağrısı</p>



<p>İştahsızlık</p>



<p>Ağrılı kaslar veya kas gerginliği</p>



<p>Performans ile ilgili belirtiler</p>



<p>İşleri son teslim tarihine yetiştirememe</p>



<p>Düşük verimlilik</p>



<p>Daha fazla devamsızlık</p>



<p>Kötü iş performansı</p>



<p>Etkileşim ve tutumda kötüleşme</p>



<p><strong>Duygusal Yorgunluktan Kurtulmanın Yolları</strong></p>



<p>Duygusal yorgunluğu ortadan kaldırmak ya da belirtileri hafifletmek için bazı yaşam tarzı değişiklikleri yapabilirsiniz. Bunları yapmak ve bazı alışkanlıkları değiştirmek ilk başta kolay olmayacaktır belki ancak sağlıklı alışkanlıkları edinmeye başladıkça bunun giderek kolaylaştığını fark edebilirsiniz. Günlük alışkanlıklarda yapılacak küçük değişiklikler kendinizde gözlemlediğiniz belirtileri yönetmenize ve duygusal yorgunluğu önlemenize de yardımcı olur. İnsanlar zihin ile bedenin birbirinden ayrılmaz şeyler olduğunu her zaman içgüdüsel bir biçimde bilir. Değişimler için reçeteler dışarıdan gelse de, dönüşüm içeride başlar. Kitap, TV, uzmanlar, aile, arkadaş, tanıdık gibi farklı kanallardan önerilen bir sürü reçete karşımıza çıkar. Reçeteler, bir şeylerin tamir edilmesi gerektiğini varsayar, dönüşüm ise kendimize, zihnimize ve bedenimizin işleyişine dair içgörü geliştirerek var olan içsel onarım sürecini devreye koymamızla ilgilidir.</p>



<p>Duygusal yorgunluğun üstesinden gelebilmek için dönüşümü başlatmaya karar verdiğinizde şunları yapın: Stresi ortadan kaldırmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak alkol, sigara gibi zararlı alışkanlıklarınıza sınır getirmek, uyku rutininizi düzenlemek, yoga, meditasyon, nefes egzersizi, doğada yürüyüş, duygu ve düşünceleri yazıya dökmek gibi farkındalık alıştırmaları yapmak, aile, arkadaş, sevdiklerimiz gibi bizim için güvenilir olan kişilerle bağlantı kurmak, tatile çıkmak, sinemaya gitmek gibi aktivitelere zaman ayırarak kendimize mola verdirmek ve son olarak stresli durumlarla baş etme becerileri konusunda bir profesyonelden destek almak.</p>



<p>Esen kalın…</p>



<p>KAYNAK: <a href="http://www.mayoclinichealthsystem.org">www.mayoclinichealthsystem.org</a></p>



<p>M. Melis KAYA</p>



<p>Sosyal Hizmet Uzmanı (MSW)<br>Aile Danışmanı<br>Avrupa Akredite EMDR Uygulayıcısı (Practitioner)</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/duygusal-yorgunluk/">&lt;strong&gt;DUYGUSAL YORGUNLUK&lt;/strong&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ANNE – BEBEK ŞEFKATİ VE SÜPER ORGAN BEYNİMİZ</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/anne-bebek-sefkati-ve-super-organ-beynimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2022 07:41:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=5020</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yukarıdaki resim, sosyal medyada hem annenin hem de bebeğin beyninde aynı bölgelerde aynı sinyallerin meydana geldiği, dokunmanın ebeveyn ve bebek arasındaki bağı güçlendirdiği, oksitosin ve serotonin salınımını arttırdığı bu yüzden de sık sık sarılmanın, kucaklamanın ve öpmenin iyi olacağı yönünde mesaj vermek üzere kullanılan bir resim.&#160; Sık sarılmanın, kucaklamanın ve öpmenin iyi olacağı bilgileri her [&#8230;]</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/anne-bebek-sefkati-ve-super-organ-beynimiz/">&lt;strong&gt;ANNE – BEBEK ŞEFKATİ VE SÜPER ORGAN BEYNİMİZ&lt;/strong&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="224" height="216" src="http://saltpsikoloji.com/wp-content/uploads/2022/11/791.png" alt="" class="wp-image-5021"/></figure>



<p>Yukarıdaki resim, sosyal medyada hem annenin hem de bebeğin beyninde aynı bölgelerde aynı sinyallerin meydana geldiği, dokunmanın ebeveyn ve bebek arasındaki bağı güçlendirdiği, oksitosin ve serotonin salınımını arttırdığı bu yüzden de sık sık sarılmanın, kucaklamanın ve öpmenin iyi olacağı yönünde mesaj vermek üzere kullanılan bir resim.&nbsp;</p>



<p>Sık sarılmanın, kucaklamanın ve öpmenin iyi olacağı bilgileri her ne kadar doğru olsa da kullanılan resim üzerinde renklendirmeleri sonradan yapılmış sahte bir resimdir. Resmin orjinali ise aşağıdadır. MIT’nin Beyin ve Bilişsel Bilimler bölümünde çalışan bilim insanı Rebecca Saxe, MR görüntüleme yöntemiyle kendisinin ve bebeğinin görüntüsünü çekerek Aralık 2015’de bir dergide bulguları ile birlikte yayınlamıştır.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="221" height="198" src="http://saltpsikoloji.com/wp-content/uploads/2022/11/792.png" alt="" class="wp-image-5022"/></figure>



<p>Bazı insanlar için bu görüntü, insanların kırılganlığının rahatsız edici bir hatırlatıcısı gibi yorumlanırken bazıları için ise iki figürün kıyafetleri, saçları ve yüzleri görünmezken evrensel hale gelen ve tarihin herhangi bir zamanında veya herhangi bir yerinde herhangi bir insan anne ve çocuk olabileceği şeklinde yorumlanabilir.&nbsp;Yine de birçok kişi basitçe bebeğin beyninin annesinden farklı olmasıyla büyülenmiş. Bebeğin beyni annenin beynine göre&nbsp;daha küçük, daha pürüzsüz ve kelimenin tam anlamıyla daha karanlıK, çünkü daha az beyaz madde var.</p>



<p>Rebecca Saxe, bir nörobilimci. Laboratuarında, çocukların beyin aktivitelerinin nasıl değiştiğini gözlemledikleri bazı araştırmalar yürütmektedir. Araştırmasının temelindeki asıl amaç; çocukların başkalarının düşüncelerini nasıl düşündüklerini araştırmak olarak açıklıyor. Rebecca Saxe ve ekibi bebeklerin ve yetişkinlerin beyinlerinin görsel bilgiye nasıl tepki verdiğine dair bazı şaşırtıcı benzerlikler ve bazı ilginç farklılıklar buluyor. Bir noktada zihnin en erken başlangıçlarını anlamaya yönelik bu bulgular sayesinde yetişkinlerde ve çocuklarda beyin aktivitelerini incelemeye yönelik önemli bir adım atılmış oluyor. Son olarak Rebecca Saxe, bir anne ve bebeğinden oluşan bu görüntünün kendisi için anlamını biraz farklı yorumluyor. Görüntü sevginin, masumiyetin, güzelliğin ve doğurganlığın güçlü bir sembolü olarak tanımlanıyor olsa da Rebecca Saxe’ın bu çalışmadaki asıl amacı bu değil. Genellikle anneliğe ait bu kavramların toplumlarda anne ile ilgili değerleri ve onları somutlaştıran kadınlara karşı saygı duyma sebebi sayılsa da, araştırma ve zekâ, ilerleme ve güç gibi bilimsel alandaki değerlere karşıt olarak algılandıklarını düşünüyor. Bu yüzden nörobilimci olarak zekâ, ilerleme ve güç imajını yaratmayı amaçladığını ifade etse de küçük oğlu ile birlikte tüpün içinde kıvrılarak çektiği bu görüntü, istemese de anne ve bebek arasındaki sevginin, şefkatin ve bağlanmanın simgesi haline geliyor.</p>



<p>M. Melis KAYA</p>



<p>Sosyal Hizmet Uzmanı (MSW)<br>Aile Danışmanı<br>Avrupa Akredite EMDR Uygulayıcısı (Practitioner)</p>



<p>Yararlanılan kaynak: <a href="https://www.smithsonianmag.com/science-nature/why--captured-MRI-mother-child-180957207/">https://www.smithsonianmag.com/science-nature/why&#8211;captured-MRI-mother-child-180957207/</a></p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/anne-bebek-sefkati-ve-super-organ-beynimiz/">&lt;strong&gt;ANNE – BEBEK ŞEFKATİ VE SÜPER ORGAN BEYNİMİZ&lt;/strong&gt;</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EYVAH ÇOCUĞUM OKULA BAŞLIYOR’!</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/eyvah-cocugum-okula-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Sep 2022 14:32:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=4951</guid>

					<description><![CDATA[<p>DUYGUSAL VE BİLİŞSEL OLARAK İLKOKULA UYUM EBEVEYNLERE NOTLAR Sevgili ebeveyn; Bu güne kadar pamuklara sarıp sarmaladığın her türlü tehlikeden korumaya çalıştığın biricik yavrun artık okula başlıyor. Peki bu sürece hazır mısın, seni ve yavrunu bu süreçte neler bekliyor? Bu yazıda tüm sorularının yanıtlarını buluyor olacaksın. Başlamadan önce en önemli hatırlatma; her çocuğun BİRİCİK olduğunu, okula [&#8230;]</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/eyvah-cocugum-okula-basliyor/">EYVAH ÇOCUĞUM OKULA BAŞLIYOR’!</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-left">DUYGUSAL VE BİLİŞSEL OLARAK İLKOKULA UYUM</p>



<p class="has-text-align-left">EBEVEYNLERE NOTLAR</p>



<p>Sevgili ebeveyn;</p>



<p>Bu güne kadar pamuklara sarıp sarmaladığın her türlü tehlikeden korumaya çalıştığın biricik yavrun artık okula başlıyor. Peki bu sürece hazır mısın, seni ve yavrunu bu süreçte neler bekliyor? Bu yazıda tüm sorularının yanıtlarını buluyor olacaksın.</p>



<p>Başlamadan önce en önemli hatırlatma; her çocuğun BİRİCİK olduğunu, okula uyum sürecinin çocuklar arasında farklılık gösterebileceğini unutmamalısın.</p>



<p>Çocuk Okula Nasıl Hazırlanmalı?</p>



<p>Okula başlamak insan hayatının dönüm noktalarından biridir. Çocuk, hayatı boyunca devam edeceği eğitim ve kişisel gelişim yolcuğuna adım atar. Özellikle okula başlamadan yapılan hazırlıklar,&nbsp; çocuğun okula kolay bir şekilde uyum sağlamasına ve akademik hayatına mutlu bir başlangıç yapmasına olanak sağlar.</p>



<p>1. &nbsp;Çocuğunun daha önce okul deneyimi yoksa okul onun için belirsizliklerle dolu bir yer ise veya sizden ayrılma konusunda kaygılıysa, korkabilir. Bu nedenle okulda onu nelerin beklediği, neler olacağı ile ilgili bilgi paylaşımında bulunabilirsin.</p>



<p>2. Okulun ilk gününde neler yaşayacağından sırasıyla bahsedebilirsin. Neler olacağını bilmesi kaygısını azaltacaktır. Kendi ilkokula başlama gününü anlatarak paylaşımda bulunabilirsin. O gün hissettiğin duygulardan bahsedebilir varsa fotoğraflarınızı gösterebilirsin.</p>



<p>3. &nbsp;Okul için gerekli malzemelerin alışverişi çocukla birlikte yapmaya özen göster, onun seçimlerine saygı duy.</p>



<p>4. Çocuğunuzun okula dair korkuları varsa okul temasını oyunlarınıza dâhil edebilir,kitaplar okuyarak normalleştirmesini sağlayabilirsin.Mümkünse okul başlamadan önce öğretmeni ile tanışması adapte olmasını kolaylaştıracaktır.</p>



<p>5. Okul açılmadan en az 1 hafta önce çocuğunuzun beslenme, uyku, teknoloji kullanımı gibi alışkanlıklarını düzenlemeye başlayabilirsiniz.</p>



<p>İlkokul Döneminde Sosyal Gelişim</p>



<p>İlkokul dönemi, okul öncesi dönemden farklı olarak öğretmen denetiminin azaldığı, akran ilişkilerinin önem kazandığı bir dönemdir. Çocukların ilişki başlatabilme, sağlıklı ilişki sürdürebilme, kendini ifade edebilme, empati kurabilme ve gruba uyumlu hareket edebilme gibi sosyal becerilere sahip olması önem kazanır. Bu konuda neler yapabileceğine bir bakalım:</p>



<p>1. Çocuğun arkadaş edinmekte zorlanıyorsa, evde önceden yeni tanıştığı kişilere neler sorabilir, kendini nasıl tanıtabilir konularında drama yoluyla pratik yapabilirsin.</p>



<p>2. Çocuğun kendini ifade ederken zorlanıyorsa, okula başlamadan önce bu beceriyi kazanması için yabancı sosyal ortamlarda kendi isteklerini ifade etmesi konusunda sorumluluk verebilirsin.</p>



<p>3. Çocuğun grup ortamına dahil olmakta zorlanıyorsa, önce küçük gruplar oluşturarak, küçük gruplarda pratik yapması konusunda destekleyebilirsin.</p>



<p>4. Çocuğun sosyal olarak yaşadığı problemlerde, hemen çözüm önerisinde bulunmak yerine, bu problemi nasıl çözebileceğini bulmasını isteyebilir; bulduğu çözümleri uygulaması konusunda destekleyebilirsin.Okuduğunuz kitaplarda, izlediğiniz çizgi filmlerde, karakterlerin problemi başka nasıl çözebileceğini sorabilirsin.</p>



<p>5. Arkadaşlarıyla yaşadığı problemlerde, davranışlarının karşı tarafa ne hissettirdiği üzerine konuşabilirsiniz. Okuduğunuz kitaplarda, karakterlerin neler hissettiğini sorabilirsin.</p>



<p>6. Okul ortamında yaşayabileceği zorbalıklara karşı, çocuğunuza bedensel sınırlarını anlatıp, bedenine birisi zarar verdiğinde, kendini nasıl koruyabileceğini anlatabilirsin. (Hayır, yapma diye bağırabilirsin, ellerinle kendini koruyabilirsin, karşı tarafı itebilirsin, öğretmeninden destek isteyebilirsin gibi.)</p>



<p>7. Çocuğun kendini ifade etmekte zorlanıyorsa, sosyal ortamlarda daha çok sorumluluk vererek, kendini ifade etmesini destekleyebilirsin.</p>



<p>8. okul ortamındaki kurallardan bahsedebilir, kurallara uyumlu hareket etmediğinde karşılaşabileceği sonuçlar üzerine konuşabilir; ev ortamında da belirli kurallar ve sınırlar oluşturarak, çocuğunuzun okula uyumunu güçlendirebilirsin.</p>



<p>9. Çocuğunuzla okul ortamında yaşadığı problemlerde kimden, nasıl destek alabileceği üzerine konuşabilirsiniz.</p>



<p>İlkokul Döneminde Duygusal Gelişim</p>



<p>İlkokul dönemi, çocukların sosyal ve akademik anlamda kendini ortaya koyması gereken bir dönemdir. Akademik olarak zorluk yaşayan çocuklarda performans kaygısı, yetersizlik duyguları, özgüven problemleri ortaya çıkabilir. Bu dönemde çocukların duygularını farkına varabilmesi, olumsuz duyguları yönetebilme becerisi, duygusal problemlerine çözüm bulabilmesi önem kazanmaktadır. Bu konuda yapabileceklerini özetleyelim:</p>



<p>1. Çocuğuna olaylar karşısında hissetmiş olduğu duyguları sorabilir, duygu sohbetleri yapabilirsin.</p>



<p>2. Duygularının ve duygu değişimlerinin farkına varmasına yardımcı olmak için ev ortamında bir duygu tablosu yaparak, gün içerisinde ve hafta içerisinde duygularını tabloda belirtmesini isteyebilirsin. Böylelikle duygularının değişimi ve duygu dünyasını farkına varmasına yardımcı olacaktır.</p>



<p>3. Çocuğun duygularını ayna gibi yansıtarak, duygularını farkına varmasına yardımcı olabilirsin.. (Örneğin; ‘istediğin oyuncağı almadığımız için hem kızdın, hem de üzüldün, bu nedenle ayaklarını yere vurup, bağırıyorsun.’)</p>



<p>6. Ebeveyn olarak olumsuz duygularla başa çıkarken, ona iyi rol model olmaya dikkat etmelisin.</p>



<p>7. Çocuğun öfke kontrol problemi varsa, öfkesini kontrol etmesine yardımcı taktikler üzerine konuşabilir, bu taktikleri hatırlaması için bir güç bilekliği yapabilirsin.</p>



<p>8. Çocuğun kaygı problemi varsa, kaygılandığında kullanabileceği basit nefes egzersizleri öğretebilir, rahatlamasına yardımcı olabilecek taktikleri birlikte kararlaştırabilirsin. Çocuk yoğun bir kaygı problemi yaşıyorsa, kaygı problemi günlük hayattaki işlevselliğini olumsuz etkiliyorsa okul psikolojik danışmanından destek alabilirsin. Kaygı problemi, çocuğun akademik performansını, sosyal uyumunu olumsuz etkileyebilir.</p>



<p>9. Çocuğun özgüvenini desteklemek için, ev ortamında gelişimine uygun sorumluluklar verebilirsin. Ayrıca başarı kavanozu gibi etkinlikler de özgüveni destekleyici olacaktır. (Her gün yapabildiği ve başardığı bir şeyi yazıp bu kavanoza atmasını isteyebilirsin. Böylelikle ne kadar çok şey başardığını gözlemleme imkanı olacaktır.)</p>



<p>11. Çocuğun öfke kontrol problemi yaşıyor, öfke kontrol problemi okuldaki uyumunu olumsuz etkiliyorsa, psikolog desteği alabilirsin.. Öfke problemleri, çocuğun okulda etiketlenmesine, çocuğun sosyal olarak dışlanmasına neden olabilmektedir.</p>



<p>12. Çocuğunuz yoğun bir kaygı problemi yaşıyorsa, kaygı problemi günlük hayattaki işlevselliğini olumsuz etkiliyorsa okul psikolojik danışmanından destek alabilirsiniz. Kaygı problemi, çocuğun akademik performansını, sosyal uyumunu olumsuz etkileyebilir.</p>



<p>İlkokul Döneminde Öz-Bakım Becerileri</p>



<p>Çocuklar hayatlarının ilk dönemlerinde kişisel bakımları için bir yetişkinin desteğine ihtiyaç duyarlar. Ancak, ilkokula başladıkların dönemde artık etraflarında onları sürekli olarak destekleyecek bir yetişkin olmayacağı için kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi beklenir. Öz bakım becerileri çocuğun bağımsızlaşması, özgüven kazanması ve kendi kendine yetebilmesi için önemli adımlardır. Bu yüzden, 1.sınıfa başlarken çocuğun aşağıdaki becerileri kazanmış olmasını bekleriz.</p>



<p>&#8211; Tuvaletini kendi başına yapabilmeli,</p>



<p>&#8211; Ellerini yıkayıp, kurulayabilmeli,</p>



<p>&#8211; Dişlerini fırçalayabilmeli,</p>



<p>&#8211; Kendi başına giyinip, soyunabilmeli,</p>



<p>&#8211; Düğmelerini ilikleyebilmeli,</p>



<p>&#8211; Kendi başına yemeğini yiyebilmeli,</p>



<p>&#8211; Kalem, defter gibi kendi eşyalarına sahip çıkabilmelidir.</p>



<p>Öz-Bakım becerileri nasıl desteklenebilir?</p>



<p>1. Çocuklar pratik yaparak bağımsız bir şekilde yemek yemeyi öğrenirler. Mümkün olduğunda çocuğun kendi başına yemek yemesi desteklenmelidir. Kaşık-çatal kullanma çabaları desteklenmeli ve bu becerileri takdir edilmelidir.</p>



<p>2. Çocukların soyunma, diş fırçalama, ellerini yıkama, tuvalet ihtiyacını karşılama gibi kişisel hijyenini sağlayabilmesi için bu görevleri kendi başına yapması için desteklenmelidir. Görevler küçük adımlara ayrılarak, ebeveynin rol model olması ve kurallar belirlenerek kişisel hijyeni öğrenmesine yardımcı olunmalıdır.</p>



<p>3. Çocuklar büyüdükçe kendi başlarına giyinmeleri ve ayakkabılarını giymesi konusunda desteklenmelidir.</p>



<p>4. Çocuklara ev içerisinde sorumluluklar verilmelidir. Çocuklara ev için yapabilecekleri görevler verme, onların okulda da sorumluluklarını yerine getirme alışkanlığını kazanmalarını sağlamanın bir yoludur.</p>



<p>İlkokul Döneminde Bilişsel Gelişim</p>



<p>İlkokul dönemi ile birlikte 40 dk süren dersler, bu süre zarfında masa başında sakince oturması ve öğretmenini dinlemesi gereken bir süreç başlıyor. Bu nedenle çocuğunuzun dikkat süresi akademik başarısı için oldukça önemlidir.</p>



<p>Neler Yapılabilir?</p>



<p>&#8211; Hidden Pictures kâğıt çalışmaları yapılabilir.</p>



<p>&#8211; Dikkat egzersizleri ile masa başı faaliyete başlayıp çocuğun odaklanması başladıktan sonra akademik çalışmalarla devam edilebilir.</p>



<p>&#8211; Labirent çalışmalarına ağırlık verilebilir.</p>



<p>&#8211; Çevresel düzenlemeler yapılarak dikkat dağıtıcı uyaranlar ortadan kaldırılabilir.</p>



<p>&#8211; Masasında yalnızca kullanması gereken defter ve kitap, silgi ve kalem bulundurması, bunun dışında yere düşme ihtimaline karşı yedek kalem bulundurulması ve yere düştüğünde masadaki yedek kalemle dikkat bölünmeden devam edilmesi uygun olabilir. Masasının ışık alan bir yerde olması, sandalyenin çocuğun boyuna uygun olması, oda sıcaklığının ne çok soğuk ne çok sıcak olması, etrafta dikkat dağıtıcı ses, görüntü vb. uyarıcılar olmaması önemlidir.</p>



<p>&#8211; Her birey gibi çocukların da duygusal durumlarının dikkat performansını ve buna bağlı olarak da akademik başarıyı etkileyeceği unutulmamalıdır. Bu nedenle duygusal olarak desteğe ihtiyacı olan, travmatik anıları olan, ev ortamında huzursuz olan, kendini evde/okulda/bulunduğu yerde güvende hissetmeyen bir çocuğun derslerine motive olması ve dikkatini toplayabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle “dikkat eksikliği” gibi tanılamalarda bulunmadan önce çocuğunuzun duygularını anladığınızdan emin olun ve bir uzman desteğine başvurun.</p>



<p>&#8211; Candy, dobble, rings up, hızlı bardaklar, hayalet hızında, mikado, patsch gibi kutu oyunlarını temin edebilirsiniz.</p>



<p class="has-text-align-center"><strong>KİTAP VE OYUN ÖNERİLERİ</strong></p>



<figure class="wp-block-image aligncenter size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="814" height="836" src="http://saltpsikoloji.com/wp-content/uploads/2022/09/untitled-2.jpg" alt="" class="wp-image-4952" srcset="https://saltpsikoloji.com/wp-content/uploads/2022/09/untitled-2.jpg 814w, https://saltpsikoloji.com/wp-content/uploads/2022/09/untitled-2-292x300.jpg 292w, https://saltpsikoloji.com/wp-content/uploads/2022/09/untitled-2-768x789.jpg 768w" sizes="(max-width: 814px) 100vw, 814px" /></figure>



<p class="has-text-align-center"><strong>! SON NOT !</strong></p>



<p>Her çocuk biriciktir. Performansları farklılık göstermektedir. Yukarıdaki bilgiler normal gelişim gösteren çocukların birinci sınıfa hazırlık süreci için hazırlanmıştır. Fakat çocuğun dikkat, hafıza, planlama vb. bilişsel işlem alanlarında destek ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız, yukarıdaki çalışmaları yaptırmakta zorlanıyorsanız uzman desteği almanız uygun olacaktır.</p>



<p>Çocukların bilişsel işlem alanlarının yaşlarından beklenen düzeyde olup olmadığı 5 yaş itibariyle standardize edilmiş testler ile değerlendirilebilmekte ve gecikmeden desteğe ihtiyaç duyduğu alanlara müdahale edilip, desteklenebilmektedir.</p>



<p>-Duygusal ve bilişsel süreçler için size kılavuz olmasını umduğumuz bu içeriğin tek başına yeterli olmayabileceğinin ve uzman desteği yerine geçmeyeceğinin altını çizmek isterim.</p>



<p class="has-text-align-right">ATİKE EGE</p>



<p class="has-text-align-right">Psikolojik Danışman</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/eyvah-cocugum-okula-basliyor/">EYVAH ÇOCUĞUM OKULA BAŞLIYOR’!</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekin&#8217;i Büyütmek (Podcast)</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/ekini-buyutmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şirin Atçeken]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jun 2022 12:33:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Basında Biz]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[mindfulness]]></category>
		<category><![CDATA[podcast]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://localhost/saltpsikoloji.com/?p=4243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Başak Şahin Acar’ın “Ekin’i Büyütmek” isimli podcast yayınına Şirin Atçeken’de “Mindfulness ve Mindful Ebeveynlik” hakkındaki sohbetiyle konuk oldu. İlgili bölümü aşağıdan dinleyebilirsiniz. Spotify&#8217;da Ekin&#8217;i Büyütmek yayınlarının hepsine ulaşmak için tıklayınız. Apple Music&#8217;de Ekin&#8217;i Büyütmek yayınlarının hepsine ulaşmak için tıklayınız.</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/ekini-buyutmek/">Ekin&#8217;i Büyütmek (Podcast)</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Başak Şahin Acar’ın “Ekin’i Büyütmek” isimli podcast yayınına Şirin Atçeken’de “Mindfulness ve Mindful Ebeveynlik” hakkındaki sohbetiyle konuk oldu. <br></p>



<p>İlgili bölümü aşağıdan dinleyebilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-rich is-provider-spotify wp-block-embed-spotify wp-embed-aspect-21-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Spotify Embed: S01E03. Uzm. Psikolog Şirin Hacıömeroglu-Atçeken - Bilinçli Farkındalık (Mindfulness) ve Ebeveynlik" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/00rtccBORn5GmO8KlcgHH1?utm_source=oembed"></iframe>
</div></figure>



<p>Spotify&#8217;da Ekin&#8217;i Büyütmek yayınlarının hepsine ulaşmak için <a rel="noreferrer noopener" href="https://open.spotify.com/show/2QS0jDg7e5s4s7H746gLtE?si=1fvtgwp0TL-hewShgSgVKQ" target="_blank">tıklayınız.</a></p>



<p>Apple Music&#8217;de Ekin&#8217;i Büyütmek yayınlarının hepsine ulaşmak için <a href="https://podcasts.apple.com/tr/podcast/ekini-b%C3%BCy%C3%BCtmek/id1507503924" target="_blank" rel="noreferrer noopener">tıklayınız.</a></p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/ekini-buyutmek/">Ekin&#8217;i Büyütmek (Podcast)</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Disiplin Pozitif Olur Mu?</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/disiplin-pozitif-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2022 08:22:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[pozitif disiplin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=4907</guid>

					<description><![CDATA[<p>Anne- baba olmak yeni bir dünyaya adım atmaktır. Bu yeni dünya, mutluluk, coşku, şefkat gibi yoğun duygular içerse de korku, kaygı, bilinmezlik gibi baş etmekte zorlanılan duyguları da içinde barındırır. Anne- baba, çocuğuna bir an önce davranış kazandırmak ya da onların olumsuz duygularını gidermek için ödül ya da cezaya başvurabilir, çocuklarında bu yolla öz-disiplin oluşturmaya çalışabilirler. Halbuki hayat varılması gereken bir nokta değil, yolculuğun ta kendisidir. Anne- baba olarak bu yolculuğun tadını çıkarabilmek, hem çocuğunuzun hem sizin iyi oluşunu arttıracak ve çocuğunuzun kendi yolunu bulmasını sağlayacaktır. </p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/disiplin-pozitif-olur-mu/">Disiplin Pozitif Olur Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Anne- baba olmak yeni bir dünyaya adım atmaktır. Bu yeni dünya, mutluluk, coşku, şefkat gibi yoğun duygular içerse de korku, kaygı, bilinmezlik gibi baş etmekte zorlanılan duyguları da içinde barındırır. Anne- baba, çocuğuna bir an önce davranış kazandırmak ya da onların olumsuz duygularını gidermek için ödül ya da cezaya başvurabilir, çocuklarında bu yolla öz-disiplin oluşturmaya çalışabilirler. Halbuki hayat varılması gereken bir nokta değil, yolculuğun ta kendisidir. Anne- baba olarak bu yolculuğun tadını çıkarabilmek, hem çocuğunuzun hem sizin iyi oluşunu arttıracak ve çocuğunuzun kendi yolunu bulmasını sağlayacaktır.</p>



<p>Çocuğunuza pozitif disiplin kazandırmak için birkaç ipucu;</p>



<p><strong>Onları Koşulsuz Sevin:</strong> Çocukların en büyük ihtiyacı, sadece istenilen davranışları sergilediğinde değil, istenilmeyen şeyler yaptığında bile kabul edildiğini bilme güvenidir.</p>



<p><strong>Çocuğunuzun Duyguları ile Bağlantı Kurun:</strong> Bağlantı kurmak, ebeveynin tüm varlığı ile çocukla olması, onunla fiziksel temas, empati içeren yüz ifadeleri, şefkatli bir ses tonu, yargılamadan ya da çözüm getirme telaşına kapılmadan dinleme ve anladığını hissettirmedir.</p>



<p><strong>Çocuğunuzla Gerçek İlişki Kurun:</strong> Gerçek ilişki güven, saygı ve anlayış içerir. Çocuğunuza talimat verici cümleler kurmak ona bu hisleri vermez. Gerçek ilişki için sevecen bir ses tonu, anlayış ve tutarlı davranışlar içerir.</p>



<p><strong>Çocuğunuzun Ağlamasını Kabul Edin:</strong> Her dönemin ayrı bir gelişim özelliği olduğunu unutmayın. Onlardan beklentilerinizi gerçekçi belirleyin. 3 yaşındaki bir çocuğun istediğini ağlayarak ya da bağırarak ifade etmesi normaldir. Bu anlarda onun yanında olun, koşulsuz kabul edin ve sakinleştiğinde davranışı hakkında konuşun.</p>



<p><strong>Sınırları Belirleyin ve Seçenekler Sunun:</strong> Çocukların ihtiyacı olan şeylerden biri sınır oluşturulmasıdır. Sınır koymak katı kurallar koymak değildir, güvenli alanı sağlar. Sınırlı alan onların kendini güvende hissetmesini ve sorumluluklarını öğrenmesini sağlar. Sınır koyarken alternatifler sunulabilir;&nbsp; ‘’karşıdan karşıya geçerken elimi tutmalısın’’ yerine ‘’sağ elimi mi yoksa sol elimi mi tutmak istersin’’ demek, onların kendilerine güvenmelerini ve güçlü hissetmelerine sebep olacaktır.</p>



<p><strong>Davranışın Nedenine Odaklanın:</strong> Davranış, duygu, gereksinim ve isteklerin dışavurumudur. Yaramazlık olarak nitelendirilen davranışlar genellikle duygusal olarak aşırı yüklenmenin sonucudur ve yolunda gitmeyen bir şeyler olduğuna dair bir sinyaldir. Böyle zamanlar çocuğun koşulsuz sevgiye en ihtiyaç duyduğu zamanlardır. Kararlı ve sevgi dolu bir yaklaşım en iyisi olacaktır.</p>



<p><strong>Çocuğunuza Model Olun:</strong> Erken yaşlarda soyut düşünme gelişmediğinden çocuklar mantıklı düşünerek değil, model alarak davranışlarını sergilerler. Onun için çocuktan istenen davranışları kazandırmanın en iyi yolu, ilk önce o davranışı bizim sergilememizdir.</p>



<p>Kaynak: Köçer, G., Çınar, F. (2021). Ödül ve Ceza Olmadan Çocuk Disiplini Mümkün mü? Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 14(2).</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/disiplin-pozitif-olur-mu/">Disiplin Pozitif Olur Mu?</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Maddede  Pandemi Sonrası  Çalışma Hayatı</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/10-maddede-pandemi-sonrasi-calisma-hayati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 08:54:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[işhayatı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=4866</guid>

					<description><![CDATA[<p>Pandeminin hayatımıza Mart 2020’de girmesinden beri birçok duyguyu bir arada yaşadık. Belirsizlikten endişelendik, kızdık. Evde kalmanın iyi tarafları da olabilir mi acaba dedik merak ettik, heyecanlandık. Bir sürü bilgi içinde boğulduk, rakamları takip ettik anlamaya ve yorumlamaya çalıştık...</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/10-maddede-pandemi-sonrasi-calisma-hayati/">10 Maddede  Pandemi Sonrası  Çalışma Hayatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Pandeminin hayatımıza Mart 2020’de girmesinden beri birçok duyguyu bir arada yaşadık. Belirsizlikten endişelendik, kızdık. Evde kalmanın iyi tarafları da olabilir mi acaba dedik merak ettik, heyecanlandık. Bir sürü bilgi içinde boğulduk, rakamları takip ettik anlamaya ve yorumlamaya çalıştık.</p>



<p>Maskeydi, mesafeydi, evde kalmaktı derken, evde neler yapılabilir konulu paylaşımların etkisinde kaldık ve bir şeyler yapmaya çalıştık. Kimi mutfağa yöneldi, kimi spora kimi kişisel gelişime.. Ve kimi de hiçbir şey yapmayıp neden boşa vakit geçiriyorum sorgulaması yaptı zihninde.</p>



<p>Bir ay sonra biter, yaza biter, kışa biter derken sürekli umudumuzu taze tutmaya çalıştık. Bu süreçte de sevdiklerimizden ayrı kaldık. Online görüşmelerle yetinmeye çalıştık.&nbsp; Okul çağında çocukları olanlar başka türlü yaşadı, bir de çocuğunun geleceği için endişelendi.</p>



<p>Belirsizlik ve olanı biteni kontrol edememek ruhsal olarak çok yorucudur. Bir de üstüne hem kendimiz hem de sevdiklerimiz için endişe ederken aynı anda gelecek kaygısını yönetmeye çalışmak çok fazla yordu hepimizi.</p>



<p>İlk 3 ay belki de belirsizlik açısından en zor zamandı, sonra alıştık pandemiyle yaşamaya, kısıtlı temas kurmaya, maskemizi yanımızda tutmaya. Yaşamımızı adapte ettik, hijyen ve mesafe konusunda alışkanlıklar edindik.</p>



<p>İş tarafında işi kötüye gidenler oldu, tam tersi iyiye gidenler de.. Gün sonunda acaba işlerim yolunda gidecek mi endişesini taşımaya devam ettik. Teknolojinin işimizi evden de yapmamıza olanak sağlayacağını öğrendik. Bu konuda önceden yatırımı olan firmalar çok çabuk adapte oldular. Diğer firmalar ise bir şekilde bir yolunu bulmaya çalıştılar. Bu arada hangi pozisyona veya çalışana daha çok ihtiyaç olduğu ortaya çıktı.</p>



<p>Birebir temasla hizmet veren sektörler için çözümler kısıtlı oldu, dayanamayanlar kapananlar oldu.</p>



<p>Şu anki durumda pandemi konusunun bir TÜKENME yarattığını düşünüyorum. Her insan çaba gösterdiği bir konuda, çabalarının olumlu sonuçlarını görmek ister. Evde kaldık, sevdiklerimizden uzak kaldık, kurallara uyduk aşı olduk ama vakalar artıyor, ölümler var lafı sürekli gündeme geliyor. Uzun süreli çabaların sonuçsuz kalması maalesef bir çok insanda enerjinin tükenmesine ve depresif ve umutsuz bir ruh haline sebep oldu.</p>



<p>Önce belirsizlikle ve şimdi de tükenme hissi ile çalışanlar ise eğer motivasyon unsurları iyi yönetilmiyorsa düşük bir iş tatmini ile çalışıyor olabilirler. Zihinler başka kaygılarla doluyken işe odaklanmak çok zor. Bu motivasyonu sağlayabilmek hem liderlik ve kurumsal anlamda iletişimin farklılaşması hem de çalışanların genel hayatıyla ilgili iyi olma halinin desteklenmesi ihtiyacını doğurdu.</p>



<p>Peki tüm bu gelişmeler çalışma hayatımızın geleceğini nasıl etkileyebilir? Çeşitli dergilerde yapılan paylaşımlar &nbsp;ve kendi kişisel görüşlerimi bir araya getirdiğimde gelecekten beklentilerim şunlar:</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>1. Hibrit Hayat: </strong>Tamamen uzaktan çalışmaya geçen firmalar da dahil olmak üzere, görev tanımı uyan tüm pozisyonlar için hibrit yani ev/ofis karışık çalışma düzeni olacak.</li><li><strong>2. İş Arayışında Değişen Kriterler: </strong>Cumartesi çalışmama veya evden çalışma opsiyonunu iş arayanlar daha fazla sorgulayacak.</li><li><strong>3. Mesai Kavramı Tarih Oluyor: </strong>Mesai kavramı yavaş yavaş yok olacak. Hedeflerle yönetim anlayışıyla özellikle beyaz yaka çalışanların çalışma saatleri iyice önemsizleşecek bunun yerine görevinin başarı kriteri olan hedeflerin yerine getirilmesi beklenecek. Performans da buna göre değerlendirilecek.</li><li><strong>4. Unvan Gidiyor, Sorumluluk Geliyor:</strong>Birçok firmada yataylaşmaya başlayan organizasyon yapısı, firmalarda daha da yaygınlaşacak. Organizasyon yapıları sadeleşecek. Kariyer yönetim sistemleri buna göre unvan odaklı değil, sorumluluk odaklı işleyecek.</li><li><strong>5. Mesai Kavramı Tarih Oluyor: </strong>Teknolojinin ve yapay zekanın daha hızlanmasıyla firmaların bazı pozisyonlar için çalışan ihtiyaçları azalacak, görevlerdeki çeşitlilik  sadeleşecek.</li><li><strong>6. Yeni Roller Yolda: </strong>Firmaların teknolojik sağlamlığını destekleyecek yeni roller ortaya çıkacak.</li><li><strong>7. Aranan Özellik; Esneklik: </strong>Esneklik ve özdisiplin çalışma hayatında aranan önemli özellikler olacak.</li><li><strong>8. Güven Her Şeyin Önünde</strong>; Otoriter yönetim anlayışı iyice etkisizleşecek, uzaktaki çalışanını da motive edebilen, güven ortamı oluşturabilen ilişki odaklı yönetim ve liderlik anlayışının olumlu etkisi daha çok fark edilecek.</li><li><strong>9. Çalışana Psikolojik Destek; </strong>Kurumlar çalışanlarına psikolojik destek vermeye daha fazla odaklanacak. Çalışanlara “Wellbeing” temalı gelişim aktiviteleri sunmak yaygınlaşacak.</li><li><strong>10. Çalışan İçin Yan Haklar; </strong>Ofis maliyetleri azalacağı için, çalışanın esnek çalışma konforunu sağlamaya yönelik yan haklar oluşacak.</li></ul>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-turkiye-039-de-is-dunyasi wp-block-embed-turkiye-039-de-is-dunyasi"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://turkiyedeisdunyasi.com/10-maddede-pandemi-sonrasi-calisma-hayati/
</div></figure>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size">Özge BERÇİN</p>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size">Psikolog</p>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size">Salt Psikoloji Enstitüsü</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/10-maddede-pandemi-sonrasi-calisma-hayati/">10 Maddede  Pandemi Sonrası  Çalışma Hayatı</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLARLA ÖLÜM HAKKINDA KONUŞMAK</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/cocuklarla-olum-hakkinda-konusmak-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salt Psikoloji]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 08:14:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=4856</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ebeveynler olarak çocuklarımızı tüm acı veren olaylardan uzak tutmak istiyoruz. Bu sebeple konuşulması en zor konulardan biri de bu başlık belki de..</p>
<p>Ancak ölüm hayatın bir parçası ve bir gün çocuğunuz neden balığının hareket etmediği sorabilir, çok sevdiği birini bir daha göremeyebilir veya bu konuyu sadece televizyondan, radyodan duyabilir...</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/cocuklarla-olum-hakkinda-konusmak-2/">ÇOCUKLARLA ÖLÜM HAKKINDA KONUŞMAK</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ebeveynler olarak çocuklarımızı tüm acı veren olaylardan uzak tutmak istiyoruz. Bu sebeple konuşulması en zor konulardan biri de bu başlık belki de..</p>



<p>Ancak ölüm hayatın bir parçası ve bir gün çocuğunuz neden balığının hareket etmediği sorabilir, çok sevdiği birini bir daha göremeyebilir veya bu konuyu sadece televizyondan, radyodan duyabilir.</p>



<p>Bir çocuğun ölüm anlayışı gelişim düzeyine bağlıdır.&nbsp;<strong>Altı yaşına kadar olan küçük çocuklar ölümün kesinliğini kavrayamazlar. </strong>6-11 yaş arası çocuklar ise ölüm hakkında daha ayrıntılı sorular sorabilirler ve ölümün ne olduğunu daha iyi anlayabilirler.&nbsp;Bununla birlikte, duyguları hakkında konuşmaktan ziyade hala “oyun oynama” eğilimindedirler.</p>



<p>Ergenlik yıllarındaki gençler ise zaten bir keder içindeler çünkü çocukluklarının kaybını yaşıyorlar – onlara göre artık sarılmaya, okumaya ve oynamaya ihtiyaçları yok. Ancak yine de duygusal regülasyonları için desteğe ihtiyaçları var. Bu destek için genelde akranlarına yöneleceklerdir. Gençler ayrıca yaşamın anlamı üzerinde yoğunlaşabilirler ve ölümle ilgili “neden” sorularına yönelebilirler.</p>



<p>Yapılması gerekenler,</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Dürüst olup ve geciktirmeden konuşmak gerekir. </strong>Böylelikle çocuğunuz neden üzüntülü olduğunuzu anlayabilir ya da sevdiği kişiyi neden göremediğini anlamlandırabilir. Ayrıca konuşmayı geciktirmeniz yalan söylemenize neden olabilir ve çocuk gerçeği öğrendiğinde ilişkiniz zarar görür.</li><li><strong>Tepkiler değişkenlik gösterir.</strong>&nbsp; Çocuğunuzun yaşına, mizacına göre tepkileri değişken olabilir. Kimi çocuk ağlar kimisi uzun uzun sorular sorar kimisi de hiçbir şey konuşulmamış gibi oyununa dönebilir. Tüm duygusal tepkileri kabul etmek ve bir süre yanında kalmak varsa soruları kısa ve net şekilde cevaplamak onlara iyi gelecektir.</li><li><strong>Gerçek kelimeleri kullanın. </strong>Uzun bir uykuya daldı gibi gerçek dışı söylemler çocukların uykudan korkmasına ve kâbuslara neden olabilir. “Öldü. Artık yaşamıyor. Vücudu çalışmayacak. Hareket etmeyecek, acıkmayacak..” diyerek ölüm kavramını açıklayabilirsiniz.</li><li><strong>Sonraki günlerde de duygularını ifade etmesine fırsat tanıyın. </strong>Aradan haftalar, aylar geçtikten sonra dahi ne hissettiklerini ve düşündüklerini söylemeye teşvik edin. Kendi duygularınızdan da bahsedin. “Çok üzgün hissettiğini biliyorum. Ben de üzgünüm. İkimiz de babaanneni çok severdik ve o da bizi severdi.&#8221; Çocuğunuza resim çizmesini veya hikaye, şiir yazmasını önerebilirsiniz. Üzücü duyguları konuşun ancak üzerinde çok durmayın. Konuyu kendisini daha iyi hissedeceği&nbsp; bir noktaya çekebilirsiniz. Mutlu anıları hatırlamak ve paylaşmak kederin iyileşmesine ve olumlu duyguların harekete geçirilmesine yardımcı olur.</li><li><strong>Sonraki süreci açıklayın. </strong>Vefat eden kişi eğer çocuğun hayatında önemli rolü olan biriyse bundan sonraki süreçte o rolü kimin üstleneceğini ve sürecin nasıl ilerleyeceğini detaylı açıklayın.</li><li><strong>Cenaze törenleri ve ritüeller hakkında konuşun. </strong>Çocukların, cenaze töreni veya mevlit gibi ritüellere katılmalarına izin verin.&nbsp;Çocuğunuza ne olacağını önceden söyleyin.&nbsp;Örneğin, &#8220;amcanı seven bir sürü insan orada olacak. İnsanlar ağlayabilir ve birbirlerine sarılabilirler. İnsanlar &#8216;Başınız sağ olsun.&#8217; Diyeceklerdir.&nbsp;Bunlar cenaze töreninde aileye söylenecek kibar ve nazik şeyler… &#8216;Teşekkürler&#8217; veya &#8216;Geldiğiniz için teşekkürler&#8217; diyebiliriz.&nbsp;İstersen yakınımda kalabilir ve elimi tutabilirsin.&#8221;</li></ul>



<p>Mezarı açıklamanız gerekebilir.&nbsp;Örneğin, &#8220;Cenaze töreni bir mezarlıkta oluyor. Mezarlıkta bir mezar var. Amcanın cesedi bu tabutun içinde.” Yaşça büyük çocuklara ölümden sonra kişilerin ruhuna ne olduğuna dair inançlarınızı paylaşın.</p>



<p>Eğer ölen bir hayvanınızsa da mutlaka bir cenaze töreni düzenleyin ve çocuğunuz istediği zaman bu mezarı ziyaret etmesine izin verin.</p>



<ul class="wp-block-list"><li><strong>Kendinize iyi bakmayı unutmayın.</strong><strong>&nbsp;</strong>Ebeveyn olarak bazen bu süre zarfında kendimize iyi bakmayı unuturuz.&nbsp;Çocuklar gördüklerini öğrenirler, bu yüzden bu kritik zamanda kişisel bakım için rol model olun.&nbsp;</li><li><strong>Gözlemci olun.&nbsp;</strong>Çocuğunuzun duygularını takip edin. Sorun ve dinleyin.&nbsp;Sevdikleriniz öldükten sonra daha iyi hissetmenin zaman aldığını çocuğunuzla paylaşın. Bazı çocuklar geçici olarak konsantre olma veya uyumakta zorluk çekebilir veya korkuları, endişeleri olabilir.&nbsp;Bu gibi durumlarda bir uzmandan destek alın.</li></ul>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size"><strong>Gökçe YILDIRIM</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size"><strong>Psikolojik Danışman</strong></p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/cocuklarla-olum-hakkinda-konusmak-2/">ÇOCUKLARLA ÖLÜM HAKKINDA KONUŞMAK</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ORTA YAŞINIZIN KEYFİNİ ÇIKARIN</title>
		<link>https://saltpsikoloji.com/orta-yasinizin-keyfini-cikarin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kaan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Feb 2022 09:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[ebeveyn]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[salt]]></category>
		<category><![CDATA[travma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://saltpsikoloji.com/?p=4855</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önemli yaşam dönemlerinden biri olan orta yaş (elli yaş üzeri) bilgeliğin ve oturmuşluğun yanı sıra kendi zorluklarıyla gelir. Genç yetişkinlik ve ileri yaş arasındaki bu muhteşem geçiş dönemi iş hedeflerinde, ilişkilerde, aile sistemlerinde, yaşam tarzında, sağlıkta ve dış görünümde birçok değişikliği beraberinde getirir. İnsanın sistemi değiştikçe yeni vizyonlar ve hedefler belirlemek uyum sağlamayı kolaylaşacaktır. Değişimin [&#8230;]</p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/orta-yasinizin-keyfini-cikarin/">ORTA YAŞINIZIN KEYFİNİ ÇIKARIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Önemli yaşam dönemlerinden biri olan orta yaş (elli yaş üzeri) bilgeliğin ve oturmuşluğun yanı sıra kendi zorluklarıyla gelir. Genç yetişkinlik ve ileri yaş arasındaki bu muhteşem geçiş dönemi iş hedeflerinde, ilişkilerde, aile sistemlerinde, yaşam tarzında, sağlıkta ve dış görünümde birçok değişikliği beraberinde getirir. İnsanın sistemi değiştikçe yeni vizyonlar ve hedefler belirlemek uyum sağlamayı kolaylaşacaktır. Değişimin kendisi normal ve olması gereken olsa bile fiziksel ve ruhsal bütünlüğümüzde stres yaratır. Doğamız için gelişim ve evrim kaçınılmaz bir yolculuktur. Bu yolculuğu bilinçli şekilde benimsemek onu çok daha tatmin edici ve benzersiz kılacaktır.</p>



<p>Genellikle yaşamın sonraki yıllarında arkadaşlarımızın yanı sıra ebeveynlerimiz de yaşlanır veya ölür, çocuklar büyür, evlerinden ayrılır ve kendi hayatlarını kurar, bazı insanlar uzun bir ilişkinin sonucu olarak evlilik sorunlarında zirveye ulaşır, bazıları emekliye ayrılır veya iş hayatındaki hızını yavaşlatır.&nbsp; Yaşlanmak hem fiziksel hem de zihinsel olarak kaçınılmaz bir hal alır, ayrıca yaşamın bu döneminde maddi zorluklar da söz konusu olabilir. Bazı insanlar hayatlarını bu yaşam döngüsünün bir parçası olarak yeniden değerlendirdiğinde üzülür, geçmişle ilgili pişmanlıklar ve hayal kırıklığı yaşar.&nbsp; Fakat bu duyguları kabul etmek (yalnız değilsiniz, bu çok normal), hatalardan öz-şefkatli bir tutum ile ders çıkarmak çok önemlidir. Bu aşamayı yeni bir bakış açısı oluşturmak ve geleceğinize yeni hedefler belirlemek için bir fırsat olarak değerlendirin. Orta yaş krizine takılmadan geleceğimizi keşfetmek ve yeniden yaratmak mümkün. Unutmayın tüm bu hayat dersleriyle artık çok daha akıllısınız ve bunu bir avantaj olarak kullanabilirsiniz.</p>



<p>Oturup geleceğiniz için ne istediğinizi düşünmek ve hatta bunu yazıya geçirmek her zaman çok iyi bir fikirdir. Her nereye odaklanırsanız enerjiniz de oraya doğru akmaya başlayacaktır. Bunu iyimserlik ve minnettarlık ile yapın. Bir günlüğe yazın; söz uçar yazı kalır.</p>



<p>-Şimdi başarma şansınızın olduğu fakat geçmişte yapamadığınız için pişmanlık duyduğunuz neler var?</p>



<p>-Yaşlandıkça gelen bilgelikle, şimdi olmadığınız ya da geçmişte farkında olmadığınız kimsiniz? Kendinizi yeniden tanıyın.</p>



<p>-Şu anda hayattaki öncelikleriniz neler? Yeni siz olarak hayatınız için yeni hedefler belirleyebilirsiniz.</p>



<p>-Birey olarak neyi geliştirmek istersiniz?</p>



<p>-Ne öğrenmek isterdiniz? Yeni şeyler öğrenmek, beyninizi yenilemenin ve yaşlılık sonucu oluşan gerilemeyi önlemenin çok iyi bir yoludur.</p>



<p>-Yaşam tarzınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</p>



<p>-Kazanmak istediğiniz yeni alışkanlıklar neler? Bu alışkanlıkları birer birer oluşturun ve biri hayatınızın bir parçası haline geldiğinde diğerine geçin.</p>



<p></p>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size"><strong>Şirin Atçeken, MFT</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size"><strong>Çift ve Aile Terapisti</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size"><strong>EMDR Avrupa Akredite Danışmanı ve Süpervizörü</strong></p>



<p class="has-text-align-right has-small-font-size"><strong>SE Avrupa Akredite Terapist</strong></p>
<p><a href="https://saltpsikoloji.com/orta-yasinizin-keyfini-cikarin/">ORTA YAŞINIZIN KEYFİNİ ÇIKARIN</a> yazısı ilk önce <a href="https://saltpsikoloji.com">Salt Psikoloji Enstitüsü</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
