Röportaj: Şirin Atçeken ve Özge Berçin

Şirin Atçeken
Çift, aile ve klinik terapileri yapan Şirin Atçeken uzun yıllar boyunca madde bağımlılığı, travma ve aile ilişkileri alanında çalışıp, hapishanelerde mahkûmlarla sağlıklı aile ilişkileri üzerine grup terapileri yürütmüş. Psikolojinin oldukça zor bir alt dalını seçen Atçeken, kendisi gibi Psikolog Özge Berçin ile ikinci kez yolları kesiştiğinde Salt Psikoloji Enstitüsünü kurarak yıllardır biriktirdiklerini bu enstitü aracılığı ile daha fazla kitleye ulaştırmak istemiş…

Merhaba Şirin Hanım. Öncelikli olarak sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Merhabalar. İstanbulluyum, Notre Dame de Sion Fransız Lisesinden mezun olduktan sonra Orta Doğu teknik Üniversitesi (ODTÜ) Psikoloji Bölümünü bitirdim. Ardından Fulbright Bursu alarak Amerika Philadelphia’da Drexel Üniversitesinde Evlilik ve Aile Terapisi Yüksek Lisans Programını tamamlayarak klinik uzman oldum. Orada eğitimim sırasında ve mezuniyetimden sonra uzman psikolog olarak bana çok değerli deneyimler katan kurumlarda çalıştım; Philadelphia Toplum Sağlığı Kuruluşuna (PHMC) bağlı Aile Terapisi Tedavi Merkezi (Family Therapy Treatment Program) ve Thomas Jefferson Hastanesinin metadon kliniği olan Aile Sağlığı Kliniğinde madde bağımlılığı, travma ve aile ilişkileri alanında çalıştım. Aynı zamanda Philadelphia Riverside Hapishanesinde mahkûmlarla sağlıklı aile ilişkileri üzerine grup terapileri yürüttük. Süpervizörüm Cathi Tillman’ın desteği benim için çok büyüktür. Meslek hayatımın daha en başında çiçeği burnunda bir psikolog olarak çok zor bir alanda çalışmaya başladım, ana dilim olmayan bir dilde ve yeni tanıdığım ve benimkinden çok farklı bir kültürde terapi yaptım ama Phillyli danışanlarım ve ailelerinden çok şey öğrendim, harika insanlar tanıdım. Beni iç dünyalarına kabul ettiler, dünyam zenginleşti, büyüdüm ve hala oradaki günlerimi sık sık sevgi ile hatırlarım.

2012 yılında sevgili arkadaşım Tuba Akyüz ile BATE Birey ve Aile Terapileri Enstitüsünü kurduk ve orada çok değerli uzman arkadaşlarımızdan oluşan bir ekibimiz oldu. 2016 yılında Antalya’ya taşınmaya karar verdiğimde de burada DBE’de birlikte çalıştığım sevgili arkadaşım Özge ile yollarımız yeniden kesişti ve Salt Psikoloji Enstitüsünü kurduk. Özge’nin de benim de hala bir ayağımız İstanbul’da. EMDR Türkiye Derneği Yönetim Kurulu üyesiyim ve EMDR Danışmanı olarak eğitim ve süpervizyon vermeye devam ediyorum. Ayrıca üretmek ve gelişmekten çok beslenen bir insan olarak başta İstanbul olmak üzere çeşitli illerdeki uzman meslektaşlarım ve arkadaşlarımla hem yurtiçi hem de yurtdışı bağlantılı projeler, eğitimler, sunumlar ve araştırmalar yapmaya da devam ediyoruz. Yetişkin ve ergen bireyler, çiftler ve ailelerle çalışıyorum. Bu konularla sınırlı olmamakla beraber ilgilendiğim çeşitli konular arasında; psikolojik travma, kompleks travma, cinsel taciz, doğum travması, ameliyat, tıbbi travmalar ve trafik kazaları sonrası gelişen travma ve fiziksel semptomlar, travma sonrası stres bozukluğu, öfke ve stres yönetimi, uçuş korkusu, fobiler, yas süreçleri, depresyon, kaygı bozuklukları ve panik atak, gençlerle sınav kaygısı, kronik baş ağrısı ve fibromiyalji, psikosomatik semptomlar, sporcu, çalışanlar ve oyuncularla performans geliştirme, grup terapileri, afet durumlarında alanda acil müdahale, bağımlılık, ilişkisel problemler ve bağlanma, çift ve aile terapisi bulunuyor. Eklektik bir yönelim izlediğim klinik uygulamamda ise ağırlıklı olarak kullandığım yöntemler; EMDR Terapisi, Somatik Deneyimleme, Bilişsel Davranışçı Terapi, Gestalt, Mindfulness, Stratejik ve Sistemik Aile terapisi, Duygu Odaklı Çift Terapisi, Gottman ve İmago Çift Terapileri.

“Salt Psikoloji Enstitüsü olarak yaklaşımımız; hizmet verdiğimiz bireylerin, aile ve kurumların ihtiyaçlarını temel almak, her zaman bilimsel verilere dayalı yöntemler kullanmak ve etik prensipleri gözeterek hizmet vermek.”

Bu enstitüyü kurma fikri nasıl gelişti?
Ailecek 2016 yılında Antalya’ya taşınma kararı alınca buraya daha önce taşındığını bildiğim eski iş arkadaşım Özge ile yeniden iletişime geçtik. Onun da benim gibi kafasındaki projeleri hayata geçirebileceği bir merkez açmayı planladığını öğrenince birlikte bu yola çıkabilir miyiz sorusunu değerlendirmeye başladık. Ortak olmak zor bir karar; doku uyuşması lazım, benzer bir vizyona sahip olmak, aynı yöne bakmak, uyumlu olmak, birbirini tamamlamak ve ‘ben’ değil de ‘biz’ kafasına sahip olmak gerekir bana göre. İstanbul’da Tuba ile uzun yıllar sorunsuz bir şekilde, arkadaşlığımıza zarar vermeden, birlikte büyüyüp gelişerek, birbirimizi ve ekibimizi besleyerek çıktığımız yolda devam ettik, bebeğimiz BATE’yi büyüttük. Özge ile de aynı uyum ve vizyona sahip olduğumuzu düşünüyorum; aynı kurumsal kültürden geliyoruz ve dolayısıyla da aynı dili konuşuyoruz. Hem çalıştığımız danışanlar ve kurumlara profesyonel ve etik hizmet vermek hem de İstanbul ve Antalya ile yakın iller arasında bir köprü kurmak istiyoruz. Bebeğimiz Salt büyümekte…

Salt Psikoloji Enstitüsü hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?
Salt Psikoloji Enstitüsü, alanlarında uzman ekibi ile danışanlarının kişisel, ruhsal gelişimini ve kurumlarda yüksek performansı sağlamaya yönelik “Psikolojik Danışmanlık, Psikoterapi, Koçluk, Eğitim ve Kurumsal Danışmanlık” hizmetleri veriyor. Salt Psikoloji Enstitüsü olarak yaklaşımımız; hizmet verdiğimiz bireylerin, aile ve kurumların ihtiyaçlarını temel almak, her zaman bilimsel verilere dayalı yöntemler kullanmak ve etik prensipleri gözeterek hizmet vermek. Bunun yanı sıra da yürüttüğümüz araştırma-geliştirme çalışmaları ile alana, eğitimler ve süpervizyon çalışmaları ile öğrencilere, alanda çalışan uzmanlara ve mesleğimizin gelişimine ve de herkesin katılımına açık seminerler, gönüllü çalışmalar ve toplum yararına projeler yoluyla da toplum sağlığına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

Bu enstitü bünyesinde verdiğiniz hizmetlerden kimler faydalanabilir?
Merkezimiz bünyesinde verdiğimiz hizmetlerden; Psikolojik Danışmanlık Bölümü olarak: Hayatında zorluk ve problem yaşayan, kendini anlamak ve geliştirmek isteyen bireyler, ilişkilerini geliştirmek ve yaşanan problemleri çözüme kavuşturmak isteyen çift ve aileler, çocuk ve ergenler, verdiğimiz eğitim ve süpervizyonlar açısından alanda çalışan uzmanlar, psikoloji öğrencileri ve gelişimle ilgilenen herkes, alanda gönüllü çalışmalarımız, travma merkezimiz ve projelerimizle ihtiyacı olan ve ulaşabildiğimiz herkes faydalanabilir. Kurumsal Danışmanlık Bölümümüzle ise; bireylere meslek ve kariyer gelişimi ile kurumlara kurumsal performansı geliştirmeyi destekleyen projeler ve eğitimlerle destek oluyoruz.

Geleceğe dair planladığınız başka projeleriniz var mı?
Bizim her zaman projelerimiz var; öğrenmeyi, gelişmeyi, geliştirmeyi, vermeyi seviyoruz, meraklı insanlarız. Üzerinde çalıştığımız araştırma projeleri, yurtiçi ve yurtdışı kongre sunumları, uzmanlara ve herkese açık eğitim planlarımız var. Travma ve afet psikolojisi söz konusu olduğunda ise EMDR Türkiye derneği, EMDR -HAP (Humanitarian Assistance Program) ve Davranış Bilimleri Enstitüsü ekibi aracılığıyla ile AFAD, AKUT ve bunun gibi kurumlarla işbirliği içindeyiz ve Akdeniz Bölgesinde bir uzun vadede geniş bir travma merkezi ve ekibi kurma vizyonumuz var. Bunun dışında, sanıyorum Antalya’da, en azından psikoloji alanında, daha önce yapılmadığını düşündüğüm bir girişimimiz oldu; EMDR Türkiye Derneğinin verdiği aylık eğitimlere Salt’tan webinar üzerinden canlı bağlanıp İstanbul’a gitmeden katılabiliyoruz. Ayrıca uzun vadede ekibimizi ve işbirliği yaptığımız uzmanlar ağını da genişletmek istiyoruz.

Özge Berçin
Liderlik, performans, kariyer yönetimi, kişilik, çalışan bağlılığı, çalışma ortamındaki ilişkilerin geliştirilmesi alanlarında kurumlara Liderlik Koçluğu yapan Psikolog Özge Berçin, başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde alanında öncü seçkin şirketlere yetenek yönetimi danışmanlığı, İK ve kişisel gelişim eğitimleri ile koçluk çalışmaları yapıyor. Kendisi gibi Psikolog Şirin Atçeken ile Salt Psikoloji Enstitüsünü kuran Özge Berçin, içinde bulunduğumuz dönemde işini sevmeyen, ondan keyif almayan mutsuz insanlar değil, aksine işine severek giden insanlar görmek istediğini ve bu doğrultuda hem kurumların hem de çalışanların avantaj kazandığı eğitimler verdiğini söylüyor.

Merhaba Özge Hanım. Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünde okudum. Birkaç yıl danışmanlık alanında çalıştıktan sonra kendimi en mutlu hissettiğim alanın insan kaynakları yönetimi alanı olduğunu fark ederek Marmara Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. Devamında hayat karşıma ICF (Uluslararası Koçluk Federasyonu) akredite bir koçluk okulu olan DBE-Forton Koçluk Okulu’nu çıkardı ve Profesyonel Liderlik Koçluğu Eğitimimi tamamladım. Hem Liderlik Koçu hem de Liderlik Koçluğu Programı Eğitmeni oldum. Üniversiteden hemen sonra başladığım çalışma hayatımda yetenek yönetimi konusunda uzmanlaştım. Kurumlara yetenekli çalışan kazandırma ve mevcut yeteneklerini en etkin şekilde yüksek performansa ulaştırma konularında hizmet verirken aynı zamanda doğru meslek seçimi ve kariyer yönetimi konusunda bireylere de hizmet vermeye başladım. Çalışma hayatımdaki deneyimlerimi, ağırlıklı olarak İstanbul olmak üzere tüm büyük şehirlerde, alanında öncü seçkin şirketlere yetenek yönetimi danışmanlığı, İK ve kişisel gelişim eğitimleri ile koçluk çalışmaları oluşturuyor. Liderlik, performans, kariyer yönetimi, kişilik, çalışan bağlılığı, çalışma ortamındaki ilişkilerin geliştirilmesi özellikle ilgi alanlarımı oluşturuyor. İş hayatında ter döken herkesin, verimli ve huzurlu bir çalışma ortamında, yaptığı işten keyif alarak çalışmasına katkıda bulunmak en önemli hedefim. Hem kurumlar, hem de çalışanların avantaj kazandığı bir hizmet vermeye çalışıyorum.

Salt Psikoloji Enstitüsü ile yollarınız nasıl keşişti?
İstanbul’un yoğun iş ve hayat temposundan sonra Antalya’ya yerleşince bir süre seyahat ve evden çalışma metoduyla İstanbul’daki eski işime devam ettim. Hep hayalimde Antalya’da kendi ofisimi açmak vardı. Sonra kader bizi Şirin ile bir araya getirdi. Yıllar önce İstanbul’da DBE Davranış Bilimleri Enstitüsünde birlikte çalıştığım psikolog arkadaşımla bir anda Antalya’da yeniden yollarımız kesişti. Aynı altyapıda, aynı kafa yapısında, aynı hayat vizyonuna sahip olduğunuz bir ortak bulmak gerçekten çok değerli bir şey. İkimiz de psikolog olsak da psikolojinin farklı alt dallarında çalışıyor olduğumuz için de birbirimizi tamamladığımızı düşündük ve işe koyulduk, beraberce Salt Psikoloji Enstitüsünü kurduk.

“Koçluk mesleği açısından buradaki kritik nokta ise şu; koçluk, danışanın kendi becerilerini ve potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefler, kişide var olanın daha iyi kullanılmasını hedefler.”

Bir psikolog ve profesyonel koç eğitmen olarak bireylere ne tür hizmetler veriyorsunuz?
Bireylerle çalıştığımda, özellikle iş hayatı odaklı destek veriyorum. Üniversitede bölüm tercihi yapacak bir öğrenci de olabilir, okulu bitmiş iş arayan biri de olabilir veya hali hazırdaki mesleğinde kendini daha da geliştirmek, çalıştığı kurumdaki kariyerini ilerletmek isteyen kişiler de olabilir. Bazen bize gelen kişiler aslında çok yanlış bir meslek seçtiğini düşünüp çok radikal kararlar alabiliyorlar. Koçluk mesleği açısından buradaki kritik nokta ise şu; koçluk, danışanın kendi becerilerini ve potansiyelini ortaya çıkarmayı hedefler, kişide var olanın daha iyi kullanılmasını hedefler. Koç, danışana ne istediği ve isteğine nasıl ulaşacağı konusunda yardımcı olurken ne yapacağını söylemez veya onun adına bir şey yapmaz. Sorularıyla danışanın zihnini netleştirmek, kendi kararlarını kendisinin almasını sağlamak ve sürecin kendisinin öğretici olmasıdır amaç.

Şirketlere nasıl hizmetleriniz var?
Kurumlarla çalıştığımda, çalışma ortamında insanı ilgilendiren her konuya eğilebiliyorum. Nasıl bir çalışma ortamı pozitif bir çalışma iklimi oluşturur ve daha yüksek performans sağlar veya işe alım, terfi gibi kararlar nasıl alınmalı, yetenekli çalışanlar nasıl tespit edilir ve nasıl doğru konumlanabilir konularında danışmanlık hizmeti veriyorum. Bunun dışında eğitim ve gelişim tarafında aktif rol alıyorum. Güvene dayalı ilişki kurma, geliştiren liderlik, temel yöneticilik becerileri, stres yönetimi, kişisel verimliliği artırma gibi konularda eğitimler veriyorum. Kritik rollerde çalışan yöneticiler için veya yüksek potansiyele sahip gelecek vadeden yöneticiler için kendi sahip oldukları potansiyeli en iyi şekilde kullanmalarını sağlamak, kendilerine uyan doğru hedefler ve hedeflere ulaşırken kendilerine has yöntemlerini bulabilmelerine yardımcı olmak için koçluk görüşmeleri yapıyorum.

“Eğitimim ve deneyimimle Antalya’daki firmalara ve kariyer ile ilgili desteklenmek isteyen bireylere fayda sağlayacağımı düşünüyorum.”

İleriye yönelik hedefleriniz nelerdir?
Yaptığım işte kendimi güncel ve yenilikçi tutmak en önemli hedefim. Bu yüzden farklı işler için İstanbul’a gitmeye devam ediyorum. Gelişmeleri takip ediyorum. Farklı eğitimler alıyorum. Bir üniversitede liderlik dersleri vererek akademik olarak da kendimi doyuruyorum. Benim yaptığım işlerde Antalya’da ciddi bir açık var. Yetenek Yönetimi kavramı henüz burada yerleşmiş değil. Bunun bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Eğitimim ve deneyimimle Antalya’daki firmalara ve kariyer ile ilgili desteklenmek isteyen bireylere fayda sağlayacağımı düşünüyorum. Aynı zamanda sektörel gelişimi destekleyen araştırmaların çokça yapıldığı bir kültürden geliyorum. Yeni şeyler öğrenmek, bir şeyler üretmek ruhuma işledi. Antalya’yı tanıdıkça buradaki dinamikler de gözüme çarpıyor. Antalya dinamiklerine özgü araştırmalar yapmak ve Antalya’daki firmalara özgü yeni yaklaşımlar geliştirmek istiyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?
Antalya çok güzel bir şehir, İstanbul’dan geldikten sonra hele cennette gibi hissediyorsunuz. Buraya gelmek sadece buranın güzelliklerini tüketmek olmamalı diye düşünüyorum. İstanbul’dan Ankara’dan çok yüksek maliyetlerle alınabilecek hizmetler için yerel ve güvenilir bir çözüm ortağı haline gelmeyi hedefledim. Bunun için de dünyada geçerliliği kanıtlanmış, akademik temellere dayanan güvenilir ve güncel yöntemler kullanıyorum. İşi doğru yapmak ve katma değer yaratmak en önemli değerim diyebilirim. Hayatımızın büyük bir bölümünü işle geçiriyoruz. Her şeyden çok yaptığımız işe vakit ayırıyoruz. Sevdiğimiz bir işi yapıyor olmak, genel hayat mutluluğumuz için o kadar önemli ki… Değerlerimize, becerilerimize, yeteneklerimize uyan işleri yaparken keyif alıyoruz ve keyif alarak yaptığımız işte başarılı oluyoruz. Sonuçta ekonomik olarak güçlü olmak için çalışmaya ihtiyacımız var. Bunun yanında firmaların da ekonomik olarak güçlü olmasına ihtiyaç var. Bu da yeteneğini kullanabilen kişilerle ve yeteneklerini kullanma fırsatı sunan çalışma ortamlarında mümkün oluyor.

More Beauty