Çocuklarda Cinsel Gelişim ve Zor Sorular

Çocuğun gelişim dönemlerine basit bir şekilde göz atılacak olursa; yeni doğan bebeğin kendini ve dış dünyayı tanımaya çalışması zaman almaktadır. Küçük çocuk kendini tanımaya çalışırken vücudunun organlarını keşfeder. Ellerine, gözüne, kulağına dokunarak sahip olduğu organlarını tanımaya çalışır. Etrafındaki nesneleri, renkleri, kişileri, şekilleri tanımaya başlar. Bu tanıma evresi çocuğun anne-baba harici yabancılarla tanışması, dil gelişiminin artması ve kavramsal yöntemlerle hayata adapte olmaya çalışmasıyla farklı bir boyuta taşınır. Yeni bilgiye aşırı duyar oluşan ve hızlı öğrenmenin oluştuğu bu evrede alınacak bilgiler kritik önem taşımaktadır. 

Gelişim bir bütündür. Bedensel gelişim, zihinsel gelişim, duygusal gelişim, sosyal gelişim ve cinsel gelişim. Bir gelişim döneminde görülen aksaklık doğal olarak diğer gelişim alanlarını da etkilemektedir. Çocukların cinsel gelişimi de bu şekilde ele alınmalı ve sağlıklı bir yetişkinlik için kesinlikle bilinçli bir şekilde tamamlanmalıdır.  Bu süreçte verilecek yanlış bir bilginin ileride bazı duygusal sorunlara ve davranış bozukluklarına yol açması kaçınılmazdır. Son derece kritik öneme sahip olan bu gelişim basamağında çocuğa verilecek eğitim kadar, anne- baba ve eğitimcilerinde bilgi sahibi olmaları önemlidir. 

Öncelikle gelişimdeki bireysellik ilkesinin bu alanda da var olduğu unutulmamalı. Bu yüzden her çocuğun cinsel gelişimde ki zaman algısı farklılık gösterebilir. Ancak genel bir kanı olarak 4-9 yaş aralığı, çocukların cinsel kimlik kazandıkları ve bu alanda merak evresinin oluştuğu zaman olarak kabul edilir.

Çocuklar, genellikle 3 yaş civarında konuşmayı da büyük oranda gerçekleştirdiğinden merak ettiği her şeyi sormaya başlar. “Bu renk ne?”, “Bu nedir?”, “Uçaklar neden havada gider?” “Bu neden kız, ben neden erkeğim?” vb. gibi sorulara cevap aramaya başlar. Çocuk gelişim basamaklarında ilerledikçe soruların niteliği de değişmekte çoğu zaman aileleri zor durumda bırakan niteliğe bürünmektedir. Aldığı cevaptan tatmin oluncaya kadar da soruyu sormaya devam edecektir. Tatmin noktasını ebeveynde bulamayan çocuk bunu dış ortamda gidermeye çalışır, bu durumda ortaya çıkan sonuç istenildiği gibi olmayabilir.

 Çocuğun odasının, kıyafetlerinin renginden, oyuncak seçimine kadar toplumsal öğreti ile başlayan bu süreçte hemcins ebeveyn rol-modelinin etkisi de unutulmamalıdır. Anne-babanın ev içersindeki rolü, birbirleri ile olan iletişimi ve çocuklarla kullandıkları iletişim dili son derece önem arz etmektedir. Kız ve erkek çocuklar anne-babayı taklit ederek, kendi cinsel kimliklerine ilişkin özellikleri monte etmeye başlarlar. Sürekli merak ve taklit içinde olan çocuk, bu merakını daha da geliştirerek kız erkek farklılığının nereden kaynaklandığını, dünyaya nasıl geldiğim sormaya da başlar.

 ‘’Ben nasıl dünyaya geldim?’’

‘’Annemde/babamda var ama bende neden yok?’’

‘’Babamın neden memeleri yok?’’

Bu tür sorular karşısında yetişkinin mimikleri, ses tonu, beden dili, göz teması, çocuğa yönelimi çocuğa sorduğu soru hakkında ilk cevapları verir. Erken çocukluk döneminde gelen soruları hem cins ebeveyne yönlendirmek, ‘’babana sor bakalım’’, ‘’annen daha güzel anlatır.’’, çocuk için farklılık algısının ilk işaretlerini oluşturur ve merak daha da artmaya başlar. Halbuki çocuk cevabını iki ebeveynden de alabilmelidir. Sağlıklı bir anne-baba-çocuk iletişiminde, erişkinlik döneminde ki sorular, ebeveynlerin de istediği gibi doğru adresi bulacaktır.

Çocuğa verilecek cevap ihtiyacı ile doğru orantılı olmalı fazlası kesinlikle verilmemelidir. Zira yaşının üzerinde bilgilenen ve anne babayı çıplak gören çocuklar gereksiz yere fazla bilgiyle donatılmış ve erken uyarılmış çocuklardır.  Kaldı ki çocuğu ‘’istismar’’ oluşumundan korumak adına da özel bölge eğitimi son derece önemlidir. Bu konuda aşırı bilgi ile uyarılmış ve özel alan kavramını öğrenememiş çocuklar, maalesef risk grubunu oluşturmaktadır. Ancak bu algıdan korumak adına çocuğu azarlamak, ayıplamak da bizi aynı sonuca götürecektir. Bu ince dengeyi korumak adına çocuğa zamandında doğru bilgiyi vermek yeterli olacaktır. 

Örneğin, kendi cinsel organını sorgulayan bir kız çocuğuna ‘’benim neden pipim yok?’’. Çünkü kadınlar dünyaya çocuk getirirler. Bu cevap çocuğun sosyal ortamda gördüğü gebe kadınlarla eşleşen, tatminkar bir cevap olacaktır. Yine çocukların dünyaya nasıl geldikleri sorusu da ‘’anne karnından’’ şeklinde sade bir cevapla aynı somut örnekle eşleşebilir. Karından nasıl çıktığı ile ilgili soruya verilecek ‘’yeterince büyüyünce doktor yardımı ile’’ cevabı aynı niteliği karşılayacak ve yeterli olacaktır. Tüm bunların yanında çocuğa doğada gözlemleyebileceği örnekler vermekte münkün; ‘’Tavuğun önce yumurtlaması, ardından kuluçkaya yatıp civcivin büyümesini beklemesi’’ gibi örnekler çocuğun bu zamana kadar getirdiği bilgi birikimine eş değerdir. 

‘’Babamın neden seninki gibi memeleri yok?’’

‘’Çünkü kadınlar bebeklerini memeleri yardımı ile doyururlar’’. Bu cevapta çocuğun sosyal ortamdan edindiği veya hali hazırda edineceği bilgilerle örtüşmektedir. 

 Fark edildiği gibi cevaplar fazla içerik barındırmayan basit, gerçekçi cevaplardır. Ancak ebeveynin bu sorulara ‘’acaba tatmin algısı oluştu mu?’’ düşüncesi ile verdiği fazla cevaplar, yeni merakları ve yeni soruları doğuracaktır. Çocuğun hazır olmadığı sorulara ve cevaplara ulaşması her zaman için karmaşa oluşturacaktır.

‘’Bebek annenin karnına nasıl girdi?’’

Genelde 6 yaş sonrası görülen ve ebeveyni en fazla zorlayan soru budur.

 Anne karnının içinde kalemle bile çizilemeyecek kadar küçük yumurtaların olduğu ve anne çocuk istediği zaman bu yumurtaların bir bebeğe dönüşmeye başladığı anlatılabilir. Bebek büyüyene kadar bir okul yılı kadar süre geçer ve sonra dünyaya gelir. Eğer çocuk bebeğin büyüdüğü yer olarak mideyi düşünüp yemek yeme algısı ile ilgili bir sorun yaşarsa; o zaman  yine basit bir dil kullanarak ‘’rahim’’ kavramı ile tanıştırılmalı. Yani süreci çocuk yönetecek, onun ihtiyacı doğrultusunda ebeveyn, bir bilge sakinliğinde eşlik edecektir.

Bir sonra ki süreçte babanın rolünü sorgulayan çocuğa; ‘’anne karnında ki yumurtaya tohumu vermek’’ şeklinde cevap verilebilir. Bu konuyu somutlaştırmak adına da çiçeklerden başlanabilir. Böylelikle bir erkek ve kadın hücresinin bebeği oluşturduğu anlatılmış olur. Yine somut ve basit bir cevap alan çocuk bir sonraki basamağa kadar kendisini huzurlu hissedecektir. 

Tüm bu konuşulanların özelinde;  asıl bilgi, çocuğa istediği anda, basit, telaşsız ve gerçekçi cevaplarla verilmelidir.

Psikolog Sadi Özgen SOYSAL