fbpx

İş Hayatında Başarılı Olmanın Hikayesi

Bir çok kişiye kariyerinde ne istediği sorulsa başarılı olmak isterim cevabı alınır. Ne olursa başarılı hissedeceğini sorarsanız uzunca düşünmesi gerekir. Çok kazanmak bize yüklenen bir başarı kriteri olsa da çok kazanan herkesin bu duyguya sahip olmadığı düşünüldüğünde başka kriterlerin varlığı kendini gösteriyor!

“Bir gün geçmişime döndüm baktım, yıllarca çalışıp emek verdiğimi, ama hiçbir şey elde etmediğimi gördüm, sanki ömrüm boşa geçmiş gibi geldi”

“Başta yaptığım işte iyiydim, sonra zamanla kendimi gereksiz bir yarışın içinde gördüm, kazanıyordum ama elde ettiğim şey bana bir anlam ifade etmiyordu, zamanla çaba göstermeyi bıraktım, gittiği yere kadar gitti”

“Hayatta ne istediğimi bulamadım, her şeyi denedim, bir sürü işe girip çıktım, başarılı olmak istedim ama olmadı”

Bunlar kendini başarısız hisseden kimselerin söyleyebileceği sözler. Başarılı olmak/hissetmek için çok çalışmanın veya doğru insanları tanımanın yeterli olmadığını artık biliyoruz. Kimimizin şans dediği, kimimizin kapasite dediği şey aslında bilinçli olabilmekten geçiyor.

Hayat bir çok sınavla ve insanların hep daha iyi olmasını teşvik eden sistemlerle dolu, bu yüzden hayatta hep bir çaba içerisindeyiz ve bu çaba sonucunda bir şeyler elde ediyoruz. Elde ettiğimiz şeyin değer görmesini bekliyoruz.  Neyin değer göreceği ise göreceli bir durum aslında.  Sadece yeterli sonuç elde etmek, diğerlerinin önüne geçmek, en iyisini yapmak, kendinden bekleneni karşılamak, fark yaratmış olmak gibi kriterlere bakarak elde ettiğimiz şeyin değerini, yani başarımızı belirliyoruz.

Kimilerine göre başarı sadece kendi bakış açısını yansıtır, kendisini başarılı görmesi yeterlidir, kimileri ise mutlaka diğerlerinin de değerli görmesini ister ve başarının sonucunda bir ödül bekler. Hayatta başarılı sonuçlar almayı amaçladığımız çok sayıda mücadelemiz var.  Eğer kendi bakış açımızı unutur ve başarımızı sadece diğerlerinin yorumuna göre değerlendirmeye başlarsak, o zaman hayatımız sadece başkalarını memnun etmeye adanmış bir hal alır ve zamanla yaptığımız şey anlamını yitirmeye başlar. İş ortamında bu durum işten kopmaya, performansta başta sorun yaşanmasa bile işe bağlılığın yitirilmesine ve tükenmişliğe sebep olabilir.

Başarı hem değerlerimiz doğrultusunda hayatta yapmayı amaçladığımız, yaparken keyif aldığımız, sonuçlarıyla gurur duyduğumuz şeylere ulaşmak hem de bunu öncelikle kendi gözümüzde, daha sonra başkaları gözünde görünür kılmaktır. İş ortamında başarıyı görünür kılmak; saygınlık kazanmak, çalışma koşullarını iyileştirmek, kariyerde ilerlemek ve hatta şirketin kendimize yatırım yapmasını ve bizi geliştirmesini sağlamak için önemlidir.

Ne kadar başarılı olmak yeterlidir sorusuna farklı yanıtlar verilebilir, çıtayı çok yükseğe koyanlar olduğu gibi azıyla yetinenler de olabilir. Başarı kavramı çok soyut bir kavram olmasına karşın, iş hayatında başarıyı hedefleyenler için yol gösterici çok sayıda çalışma var. Bu çalışmalar hedef koymanın, kendine güvenmenin, zamanı iyi yönetmenin, etrafını iyi gözlemlemenin, yaratıcılığı kullanmanın ve yeni şeyler öğrenmenin gücünden bahsederler çoğunlukla.

Hedefi doğru belirledikten sonra başarılı olmak için sayısız tavsiye verilebilir diye düşünüyorum. Asıl önemli olansa kişinin aslında neyi başarmak istediğini bulmak olmalı. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi bireylerin yaşantısında kişisel doyumu sağlayan en üst noktaya ulaşabilmesi için önce sırasıyla fizyolojik, güvenlik, ait olma ve saygınlık gereksinimlerini karşılaması gerektiğini söylüyor. Saygınlık kazanma ve başarılı olma duygusu doğal bir ihtiyaç olarak görünüyor ve eksikliği değersizlik duygusu olarak kendini gösteriyor. En üst basamak olan kendini gerçekleştirme basamağı ise kişinin kendi yeteneklerini, sahip olduğu potansiyelini kullanarak, anlamlı bulduğu hedeflerini gerçekleştirmek olarak belirtiliyor.  Hepimiz bu basamakların bir yerindeyiz, tepe noktasında bizi neyin doyuma ulaştıracağını ve neyin başarılı hissettireceğini bildiğimizde ise, basamakları daha emin adımlarla çıkmayı umabiliriz. Peki kendimizi gerçekleştireceğimiz hayatımızda anlamlı olan yeteneklerimizi kullanabileceğimiz hedefimizi nasıl belirleyeceğiz?

  • Kendini tanı, yeteneklerini keşfet: Doğuştan sahip olduğum özellikler beni hangi konuda farklı kılıyor? İnsanların en çok dikkatini çeken olumlu etki oluşturan özelliğim ne? Neyi yaparken keyif alıyorum? Bu sorulara şöyle cevaplar verilebilir;

“Arkadaşlarımı korkutmak için küçük güzel hikayeler uydururdum”,

“Evde elimde çivi ve çekiç, çiviyi çakacak bir yer arardım” ,

“Öğretmenimi bana kızacağını anlayınca mutlaka onu yumuşatacak sözler bulur söylerdim”

“Sınıfa yeni gelen biri varsa, onunla hemen arkadaş olmak ve çabuk uyum sağlamasına yardımcı olmak isterdim.”

“İşyerinde herkes hevesli çalışıyor ama ben en çok bir sürü excel verisi analiz edip tablolar çıkarmayı seviyorum” ,

“Bir makinenin bozuk mu yoksa sağlam mı olduğunu sesinden hemen anlarım”

“Arkadaşlar hazırladıkları raporları hep benim okumamı isterler, bir hata varsa mutlaka bulur çıkarırım”

Bu soruların cevapları, yorulmadan, hiç enerji harcamadan, kolaylıkla yapabildiğimiz ve yapmaktan keyif aldığımız şeyleri tanımlıyor. Üretken olmak, hazırcevap olmak, empatik olmak, yardımsever olmak, analitik olmak, detayları kolay algılamak gibi özelliklerden hangilerine sahip olduğumuzu bilirsek, iş ortamında bizi daha değerli kılacak fark yaratacak özelliklerimizi de belirlemiş oluruz. Belirlemek tek başına yeterli değil; bu özellikler, iş yapış şeklimizin içinde olduğunda zorlanmadan ve keyifle çalışmamızı sağlayacak ve dolayısıyla iyi sonuçlar almamıza yarayacaktır.

  • Kendini tanı, değerlerini keşfet: Hayatta vazgeçemeyeceğim şeyler neler? Beni ben yapan unsurlar neler? Neyin varlığı veya yokluğu beni zorlar? Hayatta unutamadığım, gururla hatırladığım olaylar neler? Beni en çok ne hayal kırıklığına uğrattı? Bu sorulara şöyle cevaplar verilebilir:

“Ailem benim için çok önemli, onların onayı olmadan hiçbir adım atmam”,

“Elimdeki balonu ona vereceğimi söylediğimde, çocuğun yüzünde beliren gülümsemeyi hiç unutamıyorum, hep böyle gülümsemeler yaratmak istiyorum.” ,

“Benden daha iyilerinin olduğunu bilmek beni oldukça zorluyor, en iyisi ben olmalıymışım duygusuyla yaşadım hep.” ,

“Çok emek verdiğim işlerin kolaylıkla çöpe atılmasından yoruldum, ortaya dökülen her emek değer görmeli”

“Benim faydam sadece bir kişiye olmamalı, çok daha büyük bir etki yaratmalı yaptıklarım.”,

“Hayatta hep adaleti sağlamak için uğraştım”

Bu soruların cevapları, kişiyi neyin motive ettiğini gösterir. Kimini yardım etme duygusu, kimini yakın ilişkiler kurabilmek, kimini başarma duygusu, kimisini yarattığı etkiyi görmek ve fark yaratmak duygusu vs. motive eder. Bunlar kendimize koyduğumuz hedefe bizi güdüleyen, yaptığımız işi anlamlandırmamıza yarayan şeylerdir. Yapılan işin kendisinin iç dünyamızda bir değerimize dokunuyor olması, yaptığımız işi daha çok sahiplenmemize ve elde ettiğimiz başarıdan gerçekten gurur duymamıza yarar.

Yaptığımız işte yeteneğimizi kullanamıyorsak veya iş bize anlamsız geliyorsa başarılı olmak veya bir şekilde elde edilen başarıyı sürdürmek sık rastlanır bir durum değildir.  İş yaşamında başarının sırrı, yapılan işi sevmektir, bu da ancak kendi yeteneklerine uygun bir işte ve sahip olunan değerlerle örtüşen hedeflere yönelik çalışarak mümkün olur.

Özge Berçin

Psikolog, Profesyonel Koç, İK Danışmanı, Eğitmen